0
yorum

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Kahraman(Perseid) Göktaşı Yağmuru-12 Ağustos

1862 yılının 15 Temmuz’unda, en büyük tutkusu çocukluktan beri kuyruklu yıldızlar olan Lewis Swift 4,5 inçlik mercekli teleskobunu Zürafa takımyıldızına yönlendirmişti ki elindeki yıldız haritasında olmayan, yeni bir kuyruklu yıldız keşfettiğini fark etti. Üç gece sonra Harvard Koleji Gözlemevi’nden gözlem yapan Horace P. Tuttle da aynı kuyruklu yıldızı gözleyip not etmişti. Yapılan detaylı hesapalrla, bundan sonra kaşiflerinin soyisimlerine atfen Swift-Tuttle olarak anılacak olan kuyruklu yıldızın 133 yılda bir Dünya’yı ziyaret eden Halley-tipi( periyot ~ 200 yıl) bir kuyruklu yıldız olduğu anlaşıldı. Ardından dört yıl sonra Giovanni Schiaparelli kuyruklu yıldızlar ile göktaşı yağmuları olarak bilinen, gökyüzünde belli bir takımyıldızından kaynaklanıyormuş gibi görünen yoğun göktaşı olaylarının birbiriyle bağlantılı olduğunu iddia ederek, örnek olarak Swift-Tuttle kuyruklu yıldızı ile Kahraman Göktaşı Yağmurunu vermişti.

 

Kuyruklu yıldızlar yörüngelerinde hareket ederken, özellikle Güneş’e yaklaştıklarında çekirdek kısımları aktif hale gelir; çoğu zaman arkalarında gaz ve tozdan meydana gelen bir kuyruk oluşturur ve yol boyunca birçok kalıntı bırakırlar. Gezegenimiz de bu kalıntıların arasından geçtiğinde göktaşı yağmurları adı verilen etkileyici gök olayları meydana gelir. Bunun öncesinde en son 1990’larda geri dönen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının kalıntıları arasından Dünya her yıl Temmuz-Ağustos aylarında geçiyor ve bu kalıntılar gökyüzünde Kahraman(Perseus) takımyıldızı yönünde olduğundan dolayı sanki göktaşları o takımyıldızının içinden fırlayıp geliyormuş gibi görünür ve Kahraman Göktaşı Yağmuru(Perseidler) olarak isimlendirilir. En etkili olduğu 8-14 Ağustos tarihleri arasında göktaşı etkinliğinin maksimuma ulaştığı 12 Ağustos Salı akşamı Kahraman Göktaşı Yağmuru saatte 50-60 göktaşına kadar ulaşabilir. Fakat bu yıl, göktaşı yağmurunun en yüksek seviyeye ulaştığı gecede Dolunay evresinden daha yeni çıkan Ay, gece boyunca gözlemcilere eşlik ediyor olacak ve bu da gözlenebilecek göktaşı sayısıcı ciddi anlamda düşürecek. Bu nedenle karanlık bir yerde gece boyunca saatte ortalama ancak 20-30 göktaşı gözlenebileceği öngörülüyor. Göktaşı sayısı az olsa da özellikle arada geçen ‘ateş topları’ Ay’a rağmen etkileyici görüntüler oluşturacaktır.

 

image[6]

Kahraman Göktaşı Yağmuru sırasında uzun pozlama ile elde edilmiş bir görüntü. Göktaşlarının geliş doğrultuları uzatıldığında hepsinin Kahraman Takımyıldızı bölgesinden geliyormuş gibi görünüyor. (Kaynak : İtalyan Amatör Gökbilimciler Birliği )

 

Kalıntıları oluşturan akıntının Güneş’in etrafındaki ters yöndeki hareketi sebebiyle Kahraman Göktaşları oldukça hızlıdırlar (yaklaşık 66 km/s ) ve atmosferle etkileştiklerinde arkalarında çok parlak ve kalıcı izler bırakabilirler.

 

Göktaşı yağmurları sırasında, gökyüzündeki en parlak yıldızdan dahi daha fazla parlak görünen bir göktaşı, çoğu zaman avucunuzun içine aldığınızda zorlukla görebileceğiniz büyüklükte bir toz parçasından ibarettir. Birkaç milimetre büyüklüğündeki bu toz parçaları atmosfere yüksek hızla girdiklerinde maruz kaldıkları sürtünme nedeniyle kısa sürede sıcaklıkları 2000 santigrad derece üzerine çıkar ve yavaş yavaş parçalanıp etraftaki hava molekülleri ile çarpışmaya başlarlar; bu çarpışmalar sonucunda arkalarında birçok elektron ve iyon bırakırlar. Yüksek sıcaklıkları ve etraflarındaki uyarılmış hava moleküllerinin kararlı hale geçmesi nedeniyle de gökyüzünde parlak izler olarak gördüğümüz ışımayı yaparlar.

 

Perseids-2011-composite-NASA-TR_edited-1

NASA’nın  tüm gökyüzünü gözleyen kameraları tarafından görüntülenmiş parlak Perseidlerden bir derleme (Kaynak: NASA)

 

Kahraman Göktaşı Yağmurunu en aktif olduğu dönemde(8-14 Ağustos) gözlemek için gece 22:00’den sonra kuzey doğu yönüne baktığınızda göreceğiniz “W harfi” şeklindeki Kraliçe takımyıldızının hemen altında Kahraman takımyıldızını bulabilirsiniz.

 

perseid

Saat 23:00’de kuzeydoğu yönünde yükselen Kahraman Takımyıldızı ve o bölgeden gökyüzüne yayılıyormuş gibi görünen göktaşlarının çıkış doğrultusu kabaca kırmızı çizgilerle belirtilmiş

 

GÖKTAŞI YAĞMURUNU GÖZLEMEK

  • Göktaşı yağmurlarını gözlemenin en önemli şartlarından biri oldukça karanlık, ışık kirliliğinden uzak bir bölgede gözlem yapmaktır. Göktaşı yağmurunun en aktif olduğu günlerde dahi şehirden yapılan gözlemlerde çok düşük bir ihtimalle de olsa ancak çok parlak olan göktaşları gözlenebilir. Şehir dışında, karanlık bir bölgede gözleriniz karanlığa uyum sağladığında en sönüğünden ateştopu olarak adlandırılan en parlaklarına kadar saatte onlarca göktaşı gözleyebilirsiniz. Gözlemler sırasında gözünüzün karanlığa uyumunu bozmamak için mümkün olduğunca az parlak ve kırmızı renk ışık kullanmaya çalışın(fenerlerin ucuna kırmızı selefon kağıt bağlamak iyi bir çözüm olabilir)
  • Göktaşı yağmurlarını oluşturan göktaşları, gökyüzünün belli bir takımyıldızı bölgesinden, saçılım bölgesi adı verilen bir alandan yayılıp genellikle kısa zamanda uzun yollar izlediği için gözlem için en ideal yöntem çıplak gözle gözlem yapmaktır. Geçiş süreleri birkaç saniye mertebesinde olduğu için göktaşlarını teleskop veya dürbüle yakalamak oldukça güç olacaktır.
  • Göktaşı yağmurunun saçılım bölgesi olan Kahraman takımyıldızını tespit etmek için gök atlasından(örneğin ücretsiz Sky Maps) ve ücretsiz Stellarium programından (www.stellarium.org ) yararlanabilirsiniz. Göktaşı yağmurlarının aktif olduğu dönemlerde gözlem yapıldığında gece boyunca, bir saatte gözlenebilecek göktaşı sayısı maksimuma ulaştığı güne kadar gittikçe artacak ve Kahraman Göktaşı Yağmuru için 12 Ağustos tarihinde(Salı akşamı) maksimuma ulaşacaktır. Bu tarih, bu yıl Dolunay’dan iki gün sonrasına denk geldiğinden en iyi ihtimalle saatte ancak ortalama 20-30 göktaşı gözlenebileceği belirtiliyor..
  • Göktaşı yağmuru gözlemini bireysel yapabileceğiniz gibi yakınlarınız ve etrafınızdaki insanlara yönelik ufak-çaplı bir etkinlik haline de getirebilirsiniz. Gece gözlem öncesinde, Kahraman Göktaşı Yağmuru ve kuyruklu yıldızlar hakkında( ya da ilgi çekebilecek herhangi bir astronomi konusunda) bir sunum da yapılabilir.
  • Gözlem sırasında uzun süre gökyüzünü takip edeceğinizden üzerinde oturabileğiniz rahat bir sandalye yada mat kullanılması, gece boyunca nispeten hareketsiz kalacağınız için de sıcak tutacak giysiler giymeye dikkat edilmesi gerekiyor.
  • Gözlem süresince belirli aralıklarla geçen göktaşları sayabilir ve bunların hangilerinin göktaşı yağmuru ile ilşkili hangilerinin başka yönlerden gelen farklılar olduğunu not edebilirsiniz. Bunun için yanınıza kalem kağıt almayı unutmayın. Bu bilgileri daha sonrasında Uluslararası Göktaşı Organizasyonu ile de paylaşabilirsiniz. (İnternet sitelerinden-nhttp://www.imo.net/visual/major - gözlem raporlarının formatı hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz)
Not: Bu yazı geçen yıllarda GökGünce'de çok benzer haliyle yayınlanmıştı; ufak bilgi ve tarih değişiklikleri ile tekrar yayınlıyorum...
0
yorum

6 Ağustos 2014 Çarşamba

COSPAR Konferansından İzlenimler - II

Toplantıyı yarılarken ve benim de ayrılmama bir gün kala, geçen dört gün boyunca COSPAR’da edindiğim izlenimleri paylaşmaya devam ediyorum.

 

Dört gün boyunca katıldığım seminerler, disiplinler-arası konuşmalar, açılış seremonisi ve bir ‘iş toplantısı’ndan gözlediğim kadarıyla COSPAR organizasyonu standart bir akademik toplantının çok çok ötesinde, uzay bilim ve teknolojilerinin paylaşımının yapıldığı, bu konudaki araştırmaların gündeminin belirlendiği ve alandaki profesyonelleri çeşitli paneller ve toplantılarla bir araya getirerek birliktelik ve ortaklıklarının artmasını sağlayan, zamanında Rusya’nın öncülük ettiği ve günümüzde NASA, ESA ve JAXA’nın götürdüğü ‘Uzay Çağı’ vizyonunu şekillendiren bir organizasyon. COSPAR’ın açılımı ise: 'Committee on Space Research’. Bunun ışığında toplantıda bu konsepte uyan uzay araştırmalarından bilimsel gözlemlere, uzay ortamına insanların ve hayvanların uyumundan, Güneş Sistemi keşiflerine kadar her türlü konu konuşuluyor. Bu vizyonu, geçen günler boyunca programa eklenen ekstra etkinlikler ve organizasyonların içeriğinden de görmek kolaylıkla mümkün.

 

cospar_2014_banner

 

Programın açılış günü, üniversitenin dev seramoni salonunda toplanan katılımcıları Rus Bilimler Akademisi başkanı karşılayıp ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki kozmonotlardan COSPAR için gönderilen mesajın dinletilmesi en etkileyici şeydi belki de.. Olayın boyutunu ve kapsamını çok güzel şekilde ifade ediyor bu sembolik olay..  Ardından uzay araştırmalarına katkı koymuş önde gelen bilim insanlarına ödüller verilerek bunun kırk yıldır süren bir geleneğin devamı olduğu ortaya kondu.

 

Toplantıdaki konuşmalara gelirsek; gün içerisinde katıldığım yüksek enerji astrofiziği konuşmalarının yanında, bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere fırsat buldukça farklı alanlarda, özellikle gezegen araştırmaları konusunda, konuşmalara girip dinlemeye çalışıyorum. Özellikle bu yazıda gezegen araştırmaları konuşmalarında gözüme çarpan birkaç şeyi paylaşacağım. Bunlardan biri olan, Cassini uydusunun on yıllık programını özetleyen ve NASA’dan görevin sorumlulularından birinin verdiği konuşma gerçekten ufuk açıcıydı.. Görevin gönderilişinden on yıl boyunca elde ettiği müthiş sonuçlara kadar tüm gelişmeleri ele alan konuşmanın son kısmında görevin geleceği ve bundan sonraki bilimsel hedeflere de değinildi. Uydunun, uzatılmış görev ile iki yıl boyunca Satürn’ün kutup bölgelerini ve uydusu Titan’ı detaylı bir şekilde inceleyip görev sonunda Satürn’ün atmosferine kamikaze dalış yapacağını öğrendik (Cassinin 10. yılı anısına hazırlanan ‘En iyi 10 fotoğraf’ seçkisi için tıklayınız).

 

Cassini uydusunun son görevi için JPL tarafından hazırlanmış muhteşem video!

 

İkinci bir konuşma ise Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın 2022’deki JUICE(Jupiter Icy Moon Explorer) adındaki, Jüpiter’i ve özellikle buz uyduları Europa ve Ganymede’i inceleyecek uydu görevinden bahseden konuşma.. Alman konuşmacı, görevin mühendislik tasarımından sorumlu kişi ve görevin teknik tasarımından bilimsel hedeflerine kadar çok detaylı, muhteşem bir konuşma verdi. Konuşmada Jupiter’in dört uydusundan en büyüğü(hatta Güneş Sistemindeki en büyük uydu da diyebiliriz) Ganymede’nin yüzeyinin altında da sudan oluşan bir okyanus olduğu fikrini ilk defa duyma fırsatım oldu.. Görev, özellikle buz uydulara yönelmiş durumda çünkü bu uyduların yüzeyinin altında olduğu düşünülen okyanuslar, Dünya dışında organik yaşamın olabileceği en yüksek ihtimalli bölgeler olarak görülüyor. JUICE’nin 2028’de Jupiter’e ulaşıp göreve başlaması planlanıyor.

 

juice20130221-640 Jupiter ve Europa’yı hedefleyen JUICE görevinin temsili gösterimi (Telif Hakkı: ESA/AOES)

 

Üçüncü konuşma ise gene Jupiter’e 2021’de gönderilmesi planlanan Europa Clipper görevi. Daha bütçesi onaylanmamış bir proje olsa da bilimsel hedefle ve teknik tasarımıyla epey iddialı bir proje Europa Clipper projesi. Sunuşu NASA JPL’de görevden sorumlu bir kişi verdi. JUICE görevi ile hem zaman olarak hem de bilimsel hedefler anlamında oldukça çakışan bu görev Europa yüzeyine çok çok yakın geçişlerle hem yüzey hem de yüzey altı okyanusları inceleyecek. Görev onaylanırsa, 2027’de Jupiter yörüngesinde olacak.

 

Son olarak bugün kuyruklu yıldız(KY) 67P/Churyumov–Gerasimenko'nun yörüngesine oturan Rosetta uydusunun, yörüngeye oturtuluşu toplantının öğlen arasında büyük bir oditoryumda ESA’nin görev yönetim merkezinden canlı olarak yayınlandı ve bizler de katılımcılar olarak izleme fırsatı yakaladık. Son dönemlerin en çığır açıcı görevlerinden biri olan Rosetta, geçtiğimiz aylarda uzun uykusundan uyandırılmış ve kuyruklu yıldıza gittikçe yakınlaşmaya başlamıştı. Bugün itibariyle yörüngeye oturan Rosetta artık KY’nin etrafında dolanıp detaylı görüntüler elde edecek ve Kasım itibariyle de KY’nin yüzeyine bir sonda indirecek ki bu asrın olayı olabilir! Konuyla ilgili geçmişte bir yazı yazmıştım[Rosetta-Bir Kuyrukluyıldızın Yüzeyine İnmek], incelemek isteyenler oradan da bilgi alabilir.

 

Comet_on_3_August_2014_large

Rosetta uydusunun bu hafta çekilen görüntüsü ilginç bir şekilde KY’nın iki parçalı yapısını gösteriyor (Telif Hakkı: ESA)

 

Comet_details_node_full_image_2

Rosetta’nın bugün gönderdiği yakın görüntü, şu ana kadar bir kuyruklu yıldız yüzeyine dair alınan  en detaylı görüntü özellipği taşıyor.. Kasım ayında yüzeyden de görüntüler gelecek! (Telif Hakkı: ESA)

 

Özellikle bu konuşmaları seçerek uzun uzun anlatmamın sebebi bir taraftan COSPAR’ın vizyonu ışığında bu çalışmaların yarattığı heyecan ve bu tip uzun soluklu bilimsel projelerin altında yatan devasa emek, bilgi ve bütçeye dikkat çekmek.. Heyecan kısmında, katıldığım tüm gezegen bilim sunumlarında gözlediğim, konuyla ilgili çalışan bilim insanlarına tıpkı 1600’lerde coğrafi keşiflerde hakim olan ‘keşfetme hazzının’ hakim olduğunu ve bu heyecanlarını saklayamadıklarını itiraf edebilirim. Bu samimi his, günümüz standart bilim yapma anlayışından epey farklı görünüyor bana ve bunu kenara not ediyorum.. İkincisi, yirmi-otuz senelerden, milyarlarca dolardan bahsedilen bu devasa projelerin altındaki alt yapı ve bilgi-deneyime hayran kalmaktan başka bir şey yapamıyorum.. Düşünün 1990’larda konuşulmaya başlanan Rosetta görevi, tasarlanıp 2004’te fırlatılıyor ve 2014’de hedefine varıyor.. Nasıl bir planlama, disiplin ve stabil fon desteği var arkasında hayal edin.. Üzerine çok düşünülesi ve kendi adımıza pay çıkarılması gereken konular ama kendi adımıza zerre umutlu olduğumu söyleyemem buradaki sistematiği az-çok kestirdikten sonra..

0
yorum

3 Ağustos 2014 Pazar

COSPAR Konferansından İzlenimler - I

Yaklaşık bir yıldır danışmanımla birlikte üzerinde çalıştığım konuyu Rusya’da düzenlenen COSPAR konferansında sunmak üzere Moskova’dayım.. Bine yakın araştırmacının bir araya geldiği devasa bir toplantı COSPAR ve Moskova Romonosof Devlet Üniversitesi’nde düzenleniyor.. Bugün itibariyle başlayan toplantı sabahtan akşama kadar dolu dolu programıyla epey yorucu fakat bir o kadar da ufuk açıcı.. Birkaç gözlemimi ve toplantı hakkında izlenimimi paylaşmak üzere birkaç şey karalamak istedim..

 

COSPAR, iki yılda bir düzenlenen ve içerdiği konular anlamında ‘uzay bilimlerinin’ hemen hemen her alanını kapsayan bir toplantı.. Programda, uzay teknolojilerinden Dünya yörüngesinden yapılan atmosfer-iklim araştırmalarına, Güneş Sistemi araştırmalarından uydularla yapılan astrofizik çalışmalarına kadar onlarca alt başlık ve her biri altında yüzlerce sunuş ve poster sunumu bulunuyor.. Gün içerisinde paralel olarak en az 50 tane sunum devam ediyor ve hangisine katılacağınızı internet üzerinden hazırladıkları bir arayüz üzerinden kendi ilgi alanınıza göre hazırladığınız programa göre belirliyorsunuz.. Sabahları, özel bir davetli tarafından herkese hitap eden bir konuşmayla açılan gün, aralarda kahve aralarıyla bölünen ard arda 20-25 dakikalık sunuşlardan oluşuyor.. Sözlü sunumların yanında yüzlerce de poster sunumu var.. Ben de kendi çalışmamı poster olarak sunuyor olacağım..

 

2 Konferansın yapıldığı Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi

 

Sabahki program, ünlü Chelyabinsk meteoru hakkında genel bir açılış konuşmasıyla başladı. Herkes bir taraftan kayıtla uğraştığından seminer çok kalabalık olmasa da, hayli ilginç bir konuşmaydı.. Son yüzyılın en etkili meteor olayı olarak belirtilen bu olayın üzerine Ruslar tarafından yapılan araştırmaları etraflıca özetleyen bir sunum dinledik.. Ardından, hazır buralara kadar gelmişken, programda ye alan ‘Astronomi Eğitimi’ atölye çalışmasına da katılayım istedim ve geçmişteki konferanslarda tanıştığım Portekiz’den Rosa Doran ve senelerdir AstronomyCast podcastini dinlediğim Pamela Gay’in yürüttüğü iki saatlik ‘Galileo Teacher Training’ oturumunu dinledim.. Sunumda Galileo Öğretmenleri programının bu yılın sonu itibariyle ‘Galileo Öğrencileri’ adındaki yeni programlarını ve ‘Cosmoquest’ adlı projeyi öğrendim.. İlerleyen zamanlarda bu konularda birşeyler paylaşarım muhtemelen buradan..

 

3 Bolşoy Tiyatrosu

 

Öğlen arasından sonra biraz ‘akademik’ takılıp Galaksi Merkezi’nin X-Işını gözlemleri oturumuna katıldım ve Samanyolu galaksimiz merkezindeki dev-kütleli karadeliğin son zamanlardaki aktivitelerinin X-ışınlarında gözlemi ve bu gözlemlerden karadeliğin geçmişteki aktiflik durumu üzerine epey ilginç konuşmalar dinledim.. Ardından ‘Nötron Yıldızları ve Yığılma Diskleri’ oturumuna katıldım fakat tüm konuşmalar bu konuya karşı ön-yargımı daha da perçinlememe yetti arttı diyebilirim; bu konuyla uğraşan herkes dönüp dolaşıp aynı sıkıcı problemler üzerine çalışıyorlarmış gibi geliyor nedense; kötü bir seçimdi, ikinci sunumda aradan sıvıştım.. Oradan gezegen bilim üzerine olan bir oturuma geçip ESA’nın yeni Mars görevi ExoMars hakkında, görevin detayları ve amaçları üzerine kısa bir sunuş izledim.. Günün kapanışını ise Caltech’ten efsanevi Voyager görevlerinin tasarımının büyük rol oynamış isim Edward C. Stone’un Voyager görevleri üzerine ‘The Voyager – Journey to Interstellar Space’ sunumu ile yaptık.. Voyager’ların fırlatılışından, geçen sene itibariyle Güneş Sistemi’nin etki alanından resmi olarak çıkışına kadar geçen süreci harika bir dille anlattı..

 

7 Kızıl Meydan’da Saint Basil Katedrali

 

Bunca değişik konuda kendi alanım olmasa bile gidip sunuş dinlememin iki sebebi var aslında; birincisi merak ediyor olmam.. Her ne kadar sunuşlar çok teknik olsa da sağdan soldan okuduklarımla nelerden bahsettikleri konusunda az biraz fikrim oluyor, ayrıca özellikle gezegen bilim konusunda bunca konuşmayı bulmuşum kaçırır mıyım? İkincisi ise, benim çalıştığım konu olan Aktif Galaksi Çekirdekleri üzerine olan oturumlar perşembe başlıyor, dolayısıyla perşembeye kadar ‘özgür’ takılmaya devam edebilirim..

 

İlk gün için genel izlenimime gelirsek; böylesi büyük bir konferansa bir fizikçi adayı olarak ilk kez katılıyorum; bunun öncesinde hep ‘okul’ şeklinde derslerden oluşan programlara katılmıştım fakat bu olay hem ölçek hem de programın yoğunluğu açısından ilk günden epey yoran, çok farklı bir deneyim olduğu kesin.. Program arkası arkaya sunuşlarla çok dolu ve birbirini izleyen oturumların çok da verimli olduğu söylenemez.. Konuyla ilgili bilim insanlarının yılda bir bir araya gelip hızlıca neler yaptıklarını birbirine anlatmaları konseptine alışabildiğimi söyleyemem.. Garip bir şekilde bütün yapılanlara yabancılaştırıyor insanı.. Sen kendi ‘dünyanda’, kendi probleminle boğuşurken, birden böylesine büyük bir komünitenin içinde, odanın içindeki herkesin senin gibi sabah akşam bu gibi problemlere kafa yorduğunu ve üstelik bu insanlardan epey fazla olduğunu bilmek garip bir güvensizlik hissi yaratabiliyor.. Muhtemelen daha yolun başında olmam ile ilgili bu durum, zamanla aşılacağı kesin.. Bilimde çalışılan alanların inanılmaz derecede özelleştiğini ve herhangi bir konuda yapılan araştırmaların çığ gibi büyüdüğünü birinci elden deneyimliyorsun, hatta buna sen de mütevazi bir katkı yapıyorsun; işte bu da en ilginç olan kısmı bana kalırsa.. Üzerine epey de düşünülesi..

 

Uzun bir hafta bizi bekliyor.. Fırsat buldukça Moskova’nın müthiş Sovyet mimarisiyle bezenmiş sokak ve meydanlarında turlayıp fotoğraflar çekmeyi planlıyorum.. Toplantı sonuna doğru da bir yazı daha göndermiş olurum muhtemelen..

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki