0
yorum

24 Aralık 2009 Perşembe

Son 10 Yılda Uzay ve Astronomi Alanında Yaşanan En Önemli 10 Olay

Büyük heyecanla girdiğimiz 2000 yılının ardından on yıl geçti ve 2010'a girmeye hazırlanıyoruz. Her senenin sonunda olduğu gibi bu yıl da çeşitli konularda birçok sene sonu değerlendirmesi ve yılın en önemli olayları seçildi. Bunlardan biri de tabii ki UzayveAstronomi sitesinde sevgili İmir'in hazırladığı "Son 10 Yılda Uzay ve Astronomi Alanında Yaşanan En Önemli 10 Olay" derlemesi ve anketi. Siteyi ziyaret ederek sizin için en önemli olduğunu düşündüğünüz başlığı oylayabilirsiniz.



WMAP'in verileriyle oluşturulan kozmik mikrodalga fon ışınımı haritası - Evrenin 380 000 yaşındaki halini gösteren ve kameralarımızla görebileceğimiz en derin görüntü (Telif Hakkı : NASA )

Ankette uzay ve astronomi ile ilgili birçok alandaki önemli gelişmelere yer verilmiş. Benim seçimim kendi ilgilendiğim alan olan kozmoloji konusunda büyük çığırlar açan WMAP uydusunun elde ettiği bilgilere... Evrenin kökenini, yaşını, içeriği ve evrimini açıklama çabası insanlık tarihinde ilk defa mitlerden ve efsanelerden arındırılmış şekilde bilimin objektif yöntemleriyle bu kadar detaylı yapılabiliyor olmasının elde ettiğimiz en büyük kazanımlardan biri olduğunu düşünüyorum. 2003 yılında WMAP'in çığır açtığı, önümüzdeki yıl da Planck uydusunun göndereceği verilerle katkı sağlayacağı çalışmalar ile içinde yaşadığımız evreni çok daha iyi tanıma ve anlama fırsatı bulacağız. WMAP ve çalışmaların arka planındaki bilim hakkında bilgi almak için NASA - Universe 101 sitesini ziyaret edebilirsiniz.
0
yorum

16 Aralık 2009 Çarşamba

Herschel'den Kızılötesi bir Gösteri

Geçtiğimiz günlerde NASA'nın kızlötesi görevi WISE'ı uzaya uğurlamıştık, bugün de ESA'nın kızılötesi görevi olan Herschel Uzay Teleskobu'nun elde ettiği harika bir görüntü paylaşıldı. Gökyüzünü kızılötesi dalga boyunda inceleyen Herschel teleskobu bu yılın ortasında Planck uydusu ile birlikte fırlatılmıştı ve ilk gönderdiği görüntülere bakıldığında büyük gelişmelerin yolda olduğu görülüyordu. Herschel, şimdi de şu ana kadar görüntülenememiş bir yıldız doğum bölgesininin detaylı görüntüsünü elde ederek dedektörlerinin gücünü bir kez daha kanıtladı.

Telif Hakkı: ESA / Herschel

Görüntülenen alan Kartal takım yıldızı bölgesinde ve bizden 1000 ışık yılı ötede bulunuyor. Toz ve gaz bulutlarıyla çevrili alanın derinliklerini ancak Herschel'in hassas olduğu kızılötesi dalga boyunda gözlemek mümkün. Görüntülenen alan 70 ışık yılı genişliğinde ve içerisinde 700'e yakın yeni oluşan yıldız barındırıyor.

Dünya'dan yapılan astronomik gözlemlerde bilindiği gibi atmosferin bozucu etkisi çok büyük. Elektromanyetik spekturumun gama ışını, kızıl ötesi gibi bantları atmosferden geçemiyor. Kızılötesi bantın belirli dar aralıkları geçerken bir taraftan da atmoserin kendisinin kızılötesi bantta ışınım yapması bu gözlemlerin Dünya'dan yapılmasını imkansız hale getiriliyor. İşte bu yüzden Dünya yörüngesinde Herschel gibi uzay teleskoplarına ihtiyaç duyuyoruz.

Atmosferin geçirgenliği; dalga boyunun soldan sağa arttığı üstteki grafikte çukur bölgeler atmosferin geçirgen olduğu bantları gösteriyor. Optik bantın ve radyo bantının tamamını geçirirken diğer dalga boylarında kısmen geçirgen olduğu veya hiç geçirmediği görülüyor. Detaylı incelemek için resme tıklayınız. (Kaynak Wikipedia)

Peki gökyüzünü kızılötesi bantta gözlemenin bize getirdikleri neler? Öncelikle gökyüzünde bazı cisimler gözümüzün gördüğü optik bantta ya da daha yüksek enerjili X-ışını gibi bantlarda ışınım yapabilecek kadar sıcak değillerdir. Örneğin ortalama 37 derece sıcaklığa sahip bizim vücudumuz da ancak kızılötesi bantta ışıma yapabilmektedir( yaptığı ışımanın en yüksek olduğu bant desek daha doğru olur... bknz: kara cisim ışıması) Bahsetiğimiz cisimlere örnek olarak çekirdeklerinde nükleer reaksiyonları daha tetiklememiş yeni oluşan yıldızlar, yıldızlar arasında veya yıldız oluşum bölgelerinde görülen gaz ve toz bulutları, gezegenlerin çoğunluğu gösterilebilir.

Yukarıdaki görüntüde de parlak olan bölgelerde gizlenmiş ön-yıldız(proto-star) aşamasında 700'e yakın yıldız bulunuyor. Bunlardan 100 kadarının tam olarak ön-yıldız aşamasında olduğunu, kalan 600'ünün de yakın zamanda bu aşamaya geçeceği tahmin ediliyor.

Herschel'in görevi boyunca elde edeceği bu şekildeki etkileyici görüntüler artık ESA'nın OSHI (Online Showcase of Herschel Images) sitesinde yayınlanacak. Şu ana kadar elde edilmiş üç görüntüyü daha detaylı incelemek için siteyi ziyaret etmenizi öneririm...

0
yorum

Hubble'dan Muhteşem "Bebek Yıldızlar"

Çocuklara astronomi anlatırken yıldızlarında da tıpkı insanlar gibi doğup, büyüyerek öldüklerinden bahsediyorum. Yaşları görece daha az olan(birkaç milyon yıl) bebek yıldızları örnek vermek için genelde Avcı Bulutsu'nun içinde gelişen parlak mavi yıldızların olduğu bir fotoğrafı kullanıyordum. Ama artık kesinlikle farklı bir fotoğrafı kullacağım : Hubble'ın dün yayınladığı muhteşem bir fotoğrafı :

Ekim ayı içerisinde yapılan gözlemlerle elde edilen fotoğrafta morötesi ve görünür dalga boyunda ışıklar kullanılıyor. Mavi renkler yüksek ışıma gücüne sahip dev yıldızlardan, yeşil renkler oksijen ve kırmızılar ise parlayan hidrojen gazından geliyor.(Telif Hakkı : NASA/ESA )

Muhtşem bir fotoğraf! Galaksimizin uydu galaksisi Büyük Macellan içinde 30 Doradus bulutususu olarak anılan bir yıldız oluşum bölgesi... İçerisinde yaşları daha birkaç milyon yıl olan yüzlerce mavi "bebek" yıldız. Bebekler belki ama kütleleri Güneş'in yüz katı. Büyük kütleli yıldızlar "hızlı yaşayıp genç öldükleri" için de birkaç milyon yıl sonra büyük bir süpernova patlaması ile yok olacaklar. Bu kadar büyük bir yıldız oluşum bölgesine Samanyolu'nda rastlanmıyor; böylesine aktif bir bölgenin de bizden sadece 170 000 ışık yılı uzaklıktaki Macellan Bulutunda olması astronomların yıldız oluşumları konusunda inceleyecekleri harika bir hedef olmasınını sağlıyor.

Güney yarım küreden görülen Büyük Macellan bulutsusu(LMC) ve fotoğrafta dahi göze çarpan 30 Doradus yıldız oluşum bölgesi (Telif Hakkı :A. Fujii )

Hubble'a en son eklenen Geniş Alan Kamerası 3 yerleştirildiği günden bu yana elde ettiği her görüntü ile mükemmel sonuçlar veriyor. Yukarıdaki fotoğrafa bakıp etkilenmemek elde değil! Düşselliğin sınırıda duru bir gerçeklik....

Kaynak : HubbleSite
0
yorum

15 Aralık 2009 Salı

Benzer bir Güneş Sistemi Bulmaya Doğru...

Dün Twitter üzerinden "küçük yeşil adamları" bulmaya gittikçe yaklaştığımızı belirtip yeni duyurulan 6 Güneş Sistemi dışı gezegen keşfini paylaşmıştım. Konuyla ilgili bugün okuduğum bir çok kaynak bu keşfin gerçekten Güneşdışı gezegen araştırmalarında Dünya benzeri bir gezegen bulma yolunda çok önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Peki yapılan keşif tam olarak neydi?

Güneşdışı bir gezegenin hayali çizimi (Kaynak : Gezegenavı)

Duyurulan 6 yeni gezegen keşfi, Gezegenavı sitesine göre şu anda sayıları 400'ü aşmış Güneşdışı gezegen keşifleri arasında artık çok da alışılmadık değil, fakat bu seferki durumu özel kılan gezegenlerin etrafında dolandıkları yıldızların Güneş'e çok benzemeleri, hatta başka bir deyimle ikiz Güneş'ler olmaları. Duyuruya konu olan ilk yıldız Başak takım yıldızında çıplak gözle dahi görülebilen 61 Virginis yıldızı. Bize uzaklığı 28 ışık yılı olan bu sistem, yakınlığı ve yıldızının Güneş'e kütle, yaş ve kimyasal bileşim yönünden benzerliği nedeniyle astrobiyologların ve Güneşdışı gezegen araştırmacılarının en favori hedeflerinden biriydi. Araştırmacılar Keck ve Anglo-Australian teleskoplarının son verilerini kullanıp dikey hız tekniği ile 61 Virginis etrafında üç gezegen gözlemeyi başardılar. Bunun yanında ayrı bir grubun Spitzer uzay teleskobu ile aynı yıldızın etrafında Güneş-Pluton mesafesinde kalın bir toz halkası olduğunu keşfetmesi bu yıldız sisteminin Güneş Sistemine beklenildiğinden daha da fazla benzediğini ortaya çıkardı.
61 Virginis'in etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin Güneş Sistemi'ndeki iç gezegen yörüngeleriyle yapılan karşılaştırılması. Üç gezegenin yörüngesi de Venüs'ün yörüngesinin içinde kalıyor. Telif hakkı : University of New South Wales/Carnegie Institution.

Keşfedilen üç gezegenin yörüngesi de 61 Virginis yıldızını Güneş Sistemi'nin merkezinde gibi düşünürsek Venüs'ün yörüngesinin içinde kalacak şekilde ve kütleleri 5-7 Dünya kütlesi arasında. Elde edilen sonuçlar, Güneş'e benzer yıldızlarla etrafındaki toz diskleri arasında Dünya'ya benzer, yaşam barındırabilecek özelliklere sahip olan gezegenlerin olabileceğini gösteriyor.

Başak takımyıldızındaki 61 Vir'i görmek için sabah 5-6 gibi Güney yönüne bakmanız gerekiyor. Stellarium'dan alınan yukarıdaki görüntüde yıldızın konumu gösteriliyor.

Habere konu olan ikinci yıldız ise bizden 76 ışık yılı uzaklıkta olan (katolog numarası ile) HD 1461. Bu gezegen etrafında da varlığı kesinleştirilen üç gezegen bulundu ve bunlardan biri 7.5 Dünya kütlesinde bir "Süper-Dünya". Diğer iki gezegenin de bilgileri verilerden oluşturulmaya çalışıyor.

Bu keşifler uzun zamandır hareketli olan Güneşdışı gezegen araştırmalarını daha da heyecanlı hale getiriyor. Bir zamanlar herhangi bir temel dayanağımız olmadan ancak bilim-kurgularda öne sürdüğümüz yaşanabilir gezegenleri artık bilimsel yöntemlerle keşfetmeye çok yakınız. Bilim insanları Güneş'e benzer bir yıldız etrafında Dünya benzeri bir gezegenin keşfinin önümüzdeki birkaç yıl içinde olacağına kesin gözüyle bakıyorlar. Buna tanıklık edebilecek olmamız muhteşem bir şey!

Keşfilerin makalelerine ilgili bağlantılardan (61 Vir ve HD1461 ) erişebilirsiniz.

Kaynak: Centauri Dreams
0
yorum

11 Aralık 2009 Cuma

Gökyüzünü Kızıl Ötesinde Taramak : VISTA

Astronomi alanında yapılan çalışmalar on-yirmi yıl öncesine kadar teleskop zamanları alınarak, belirlenen hedeflere yönelip tek tek veriler alınarak gerçekeleştiriliyordu. Zamanla bilgisayarların işlem gücünün artması ve robotik teleskop teknolojilerinin de ilerlemesiyle yavaş yavaş belirli zaman aralıklarına yayılmış gökyüzü tarama projeleri yapılmaya başladı. Gökyüzünün belirli bir bölgesi seçilip bu alan uzun zaman boyunca sürekli gözlenerek çok detaylı veriler elde edilebiliyor, ardından bu veriler tüm dünya ile paylaşılarak herkesin üzerinde çalışması sağlanabiliyor. İlk başlarda, hali hazırda tek tek gözlemler yapılan teleskopların çalışma zamanlarının bir kısmı gökyüzü taramalarına ayrılıyorken artık bütün çalışma programı taramalara adanmış teleskoplar kuruluyor. Elde ettiği ilk görüntüleri yayınlanan Avrupa Güney Gözlemevi'nin VISTA Gökyüzü Tarama teleskobu da işte bu teleskoplardan biri...

Telif Hakkı: ESO/Y. Beletsky

4.1 metrelik dev aynası ile Avrupa Güney Gözlemevi ESO'nun Şili-Atacama çölündeki Paranal gözlemevinde yer alan VISTA teleskobu kızılötesi dalga boyunda çalışıyor. Bizim gözlerimizin algılayabildiği görünür ışıktan daha büyük dalga boyuna sahip olan kızılötesi ışınlar evrende genelde soğuk veya gaz ve toz bulutlarının arkasına saklanmış cisimleri ayrıca evrenin genişlemesi nedeniyle yaptığı ışıma kızılötesine kaymış cisimleri gözlememize yardımcı oluyor. (Hatırlarsanız bundan önceki yazımda bahsettiğim erken evrene ait görüntünün kızılötesinde olmasının sebebi son saydığım nedenden yani evrenin genişlemesiyle galaksilerin yaydıkları ışığın kızılötesine kaymasıydı.) Üzerinde bulunan 67 megapixellik kamerası bir taraftan çok yüksek çözünürlüklü görüntüler elde ederken aynı zamanda geniş bir görüş alanına sahip olduğundan bulutsular gibi geniş bir alana yayılmış bölgeleri kolaylıkla görüntüleyebiliyor.

ESO, VISTA teleskobunun ilk gözlemlerinden elde edilen üç tane muhteşem fotoğraf yayınladı ve herbiri teleskobun gücünü gözler önüne seriyor.

Telif Hakkı: ESO/J. Emerson/VISTA. Acknowledgment: Cambridge Astronomical Survey Unit

İlk fotoğraf Avcı takımyıldızında bulunan Alev Bulutsusunun muhteşem görüntüsü. Görünür ışıkta bulutsunun merkezi gaz bulutları nedeniyle görünmezken kızılötesi dalga boyunda merkezdeki genç yıldız kümeleri gözler önünde. Fotoğrafın ortasının hemen altında yansıma bulutsusu NGC 2023, sağ altta ise ünlü At Başı Bulutsusu görülüyor. Fotoğrafın sağ üst bölgesindeki parlak yıldız Avcı'nın kuşağındaki parlak üç yıldızdan biri.

Telif hakkı: ESO/VISTA

İkinci fotoğraf galaksimiz Samanyolu'nun merkezinin bir görüntüsü. Karşılaştırmak amacıyla sol tarafta görünür dalga boyunda elde edilmiş bir görüntü, sağ tarafta ise VISTA tarafından elde edilmiş kızılötesi bir görüntü bulunuyor. Sağdaki fotoğrafta kızılötesi ışınların galaksi merkezindeki yoğun gaz bulutlarının içinden kolaylıkla geçebilmesi sebebiyle çok daha fazla yıldız olduğu görülebiliyor.

Telif Hakkı: ESO/J. Emerson/VISTA. Acknowledgment: Cambridge Astronomical Survey Unit

En son fotoğraf ise Samanyolu'nun içinde bulunduğu Yerel Galaksi Kümesine en yakın kümelerden olan Fornax galaksi kümesinin etkileyici bir görüntüsü. Farklı yapılarda galaksilerden oluşan küme kütle çekimiyle birbirine bağlı durumda.

VISTA şu an için en büyük gökyüzü tarama teleskobu olma özelliğini taşıyor ve elde ettiği bu görüntüler önümüzdeki yıllarda kızılötesi dalga boyunda büyük gelişmeler kaydedileceğinin bir göstergesi.

Kaynak : ESO

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki