28 Temmuz 2012 Cumartesi

Yıldızlar Altında Bir Yıl

“Yıldızlı bir gecenin huzuru hiçbir şeyde yoktur.

Arka bahçedeki gözlemevimin serin dinginliğinde sessizlik hüküm sürüyor. Elektrik motorlu teleskopu yeni bir yıldıza döndürürken tıpkı huzursuz bir arı sürüsünün çıkardığı vızıltıya benzeyen, hafif, mekanik bir vınlama duyuluyor. Ama duyduğum şey yalnızca bu sesten ibaret değil. Rüzgar olmamasına rağmen hışırdayan kuru yapraklar, koruda gece hayvanlarının canlılığına işaret ediyor: fareler, geyikler, rakunlar, kokarcalar, tilkiler, baykuşlar… Hepsinin görüyorum. Karanlıkta geçirdiğim saatler gözlerimi her harekete, temiz kır havasına alışan burnumu ise en hafif bir kokuya duyarlı hale getirmiş…”

 

yıldızlar altında Bu satırları okurken, bu kadar canlı bir doğa içerisinde olmasa da benzer bir atmosferde, saat gece yarısını çoktan geçmiş, yaz aylarıının başlangıcı ve ben arkadaşımın gözlemevinde Andromeda’nın yavaş yavaş ufukta yükselmesini beklediğim anları hatırlıyorum. Elimin altındaki 14”lik dev teleskopla bizden 2 milyon ışık yılı ötedeki galaksiyi tüm detaylarıyla izlemek için sabırsızlanarak.. Optik yeteneği kısıtlı insan gözlerimle göreceğim siyah beyaz görüntü bütün gece uykusuz kalmama fazlasıyla değer… Bir süredir uzak kaldığım amatör astronomi hevesimi, yukarıda ilk paragrafını alıntıladığım Akılçelen Kitaplar Yayınevi’nden çıkan Charles Laird Calia’nın “Yıldızlar Altında Bir Yıl” kitabı fazlasıyla tekrar tutuşturacak gibi görünüyor.

 

Kitap bu yılın başında yayımlandığımda bir gazetenin kitap ekinden haberim olmuş ve merak edip hemen gidip almıştım.. Daha ilk bölümünü bitirmeden elimde tuttuğum kitabın şu ana kadar Türkçe’ye kazandırılmış en nitelikli astronomi kitaplarından biri olduğunu düşünmeye başlamıştım bile. Yazarının edebiyat temelli olduğu tüm cümlelerden anlaşılırken, çevirmenin ismine bakıp Türkçe’deki en iyi astronomi kaynaklarının çevirmeni Murat Alev’i gördümde ise doğru adreste olduğuma emin oldum. “Bir Amatör Astronomun yıldızlarla dolu gökyüzünde dört mevsim yolculuğu” alt başlığını taşıyan kitap bunu fazlasıyla yerine getirerek başından sonuna kadar dört dörtlük bir amatör astronomi kitabı olduğunu kanıtlıyor.

 

Yazarın yetişkinlik döneminde, çocukluk merakı astronomiye geri dönme macerası, kitabın konusu. Ocak ayında tekrar gökyüzüne merak sarmasıyla hemen ardından kendisi için amatör bir gözlemevi kurma planları yapmaya başlıyor ve bütün süreci, aralarda ay ay gökyüzünü, takımyıldızları ve bunlar içindeki bir çok gökcismini harika bir dille anlatarak ilerliyor yazar. Kitabın  belki de tüm diğer örneklerinden farkı, astronomiyi anlatırken “özne”yi dışarı atmaması, bütün süreci kendi hayalleri, tutkuları, hayal kırıklıkları, sevinçleriyle anlatıyor olması. Kitap bir amatör astronomun iç ve dış dünyasını muhteşem bir şekilde gözler önüne seriyor.

 

Amatör astronomiye meraklı herkesin elinin altında bulunması, gündelik işlere dalıp gittiğinde de ilk fırsatta geri dönüp tekrar tekrar okuması gereken bir kitap bence.. Gökyüzüne meraklı bir arkadaşa, dosta ya da kendinize bundan daha güzel bir armağan hayal edemiyorum..

0 yorum:

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki