0
yorum

7 Ocak 2009 Çarşamba

UzayveAstronomi - Aylık Gökyüzü Videosu

UzayveAstronomi.com Türkçe Uzay Rehberi'nde Ocak ayından itibaren NASA Jet Tahrik Laboratuarı (JPL)'in yayınladığı "What's up in the Night Sky" (Gece Gökyüzünde Neler Var?) video serisini kendi hazırladığımız Türkçe alt yazı ile okuyucularımıza sunuyoruz. İlgili Ay'a ait önemli olayların, gezegen konumlarını, belirgin yıldız bilgilerinin sunulduğu videolar hem görsellik hem de bilgi açısından gerçekten harikalar!

"Bu ay Gökyüzü" köşemizde aylık gökyüzü olaylarının özeti ile birlikte bulabileceğiniz videoya erişmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

UzayveAstronomi.com - Bu ay Gökyüzü Ocak '09
0
yorum

Galileo Uyduları 1- Io

7 Ocak 1610 gecesinde, bundan yaklaşık 400 yıl önce, Galileo yaptığı teleskobunu öncelikli hedefi Ay'dan Jupiter'e doğrulttuğunda yüz yıllardır kabul görev evren modelini yerinden salladığının farkında mıydı acaba? Evrendeki tek merkezin Dünya olduğu yönündeki yaygın inanışa karşıt Jupiter'in etrafında gördüğü 3 küçük yıldız ona bambaşka bir evrenin ipuçlarını veriyordu. Gördüğü üç küçük yıldız daha sonra Io, Europa ve Ganymede olarak adlandırılacak olan Jupiter'in üç uydusuydu.

1609 yılında Hollanda'da bir optikçinin tasarımından esinlenerek kendi teleskobunu yapan Gallileo, ilk gözlemlerine Ay ile başladı. Ay'ın yüzeyindeki kraterlerin ve tepelerin resimlerini çizen Galileo teleskobunu her geçen gün daha verimli kullanabileceği bir alet haline getiriyordu. (Aynı dönemlerde Londra'dan gözlemler yapan Thomas Harriot da 6 kez büyüten teleskobu ile gözlemler yaparak Ay'ın yüzeyinin resmini çekmiştir fakat bunları yayınlamamıştı)

Galileo'nun Ay çizimleri (Kaynak : Galileo Project)


Bir çok optik kusurunu düzelttiği teleskobunu Jupiter'e 7 Ocak 1610'da Jupiter'e çeviren Galileo ilk önce şaşkınlığa uğradı. Jupiter'in yanında onunla paralel hizalanmış 3 tane daha parlak cisim vardı. İlk başta bunları arka plandaki yıldızlar olduğunu düşündü. Jupiter o dönemde Dünya'ya göre karşı konumdaydı, yani Dünya ve Jupiter gezegeni Güneş'in aynı tarafında bulunuyorlardı ve bu nedenle Jupiter Ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak cisimlerdendi. İlk gözleminin ardından bir sonraki gün Jupiter'e tekrar baktığında gezegenin ters yönde hareket etmesi gerektiğini düşünen Galileo, Jupiter'in doğudan batıya hareket etmesini ve üç parlak yıldızı geride bırakmasını bekliyordu. Fakat Jupiter'e baktığında üç parlak cismin de gezegenin batısında kaldığını gördü. Yani Jupiter batıya doğru değil, doğuya doğru hareket ediyor gibi görünüyordu. İlerleyen haftalarda Galileo üç şey daha keşfetti:
  • Küçük yıldızlar Jupiter'i sürekli takip ediyorlardı
  • Bu takip sırasında konumları birbirine ve Jupiter'e göre değişiyordu
  • Üç küçük yıldıza 15 Ocak gecesi bir tane daha eklenmişti (Callisto)
Bu gözlemlerinin ardından Galileo bunların yıldız değil, Jupiter etrafında dolanan uydular olduğunu fark etti ve Mart ayının ortalarında yayınladığı Siderius Nuncius kitabında bunlardan bahsederek "ünlü" oldu.

Bu yazı dizisinde bu 4 uydu hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Öncelikle Io'dan başlayalım.

IO

Jupiter'in vahşi doğaya sahip uydusu Io, ismini antik Yunan tanrılarından Zeus(Jupiter)'un aşık olduğu ve eşi kıskanç Hera'dan saklamak için bir buzağıya dönüştürdüğü bakireden alıyor. Io, Güneş sisteminin en volkanik gökcismi olma özelliğine sahip. 70'li yıllarda Güneş sisteminin derinlerini incelemek için gönderilen Voyager sondaları, uydunun ilk görüntülerini aldıklarıda karşılaştıkları manzara herkesi çok heyecanlandırmıştı. Uydunun yüzeyi diğer uydularda görüldüğü gibi kraterle değil aktif volkan ve lavlarla kaplıydı. Patlamalarla yukarı çıkan bu lavlar yörüngeden kaçma hızının yarısına kadar ulaşabiliyor ve yüzeyin 300km üstüne kadar fışkırabiliyor.

Voyager 2 tarafından Temmuz 1979'da Io'ya yakın geçiş sırasında Loki volkanı patlama esnasında görüntülendi (soldaki mavi parlaklık)

Dünya'nın uydusu Ay'dan biraz daha büyük olan Io, Jupiter'in en büyük üçüncü uydusu ve gezegene uzaklık bakımından beşinci sırada yer alıyor.

Io her ne kadar yörüngesi boyunca sürekli aynı yüzünü dev gezegen Jupiter'e dönük olsa da diğer uydular Ganymede ve Europa'nın etkisiyle düzensiz bir eliptik yörüngeye sahip. Yörüngesindeki bu düzensizlikler nedeniyle Jupiter ile arasındaki mesafenin sürekli değişmesi uydu yüzeyinde çok büyük gelgit etkilerinin hissedilmesine yol açıyor. Dünya'da Ay'ın etkisiyle okyanuslarda gözlenen en büyük yükselme 18m civarındayken, Io'nun katı yüzeyinde oluşan en büyük gelgitler 100 metreye ulaşabiliyor! Yani uydunun katı yüzeyi 100 metre inip yükselebiliyor!

Io'nun volkanik yüzeyi (Kaynak : NASA - PhotoJournal )

İşte bu gelgitlerin oluşturduğu sıkışmalar büyük bir ısınmaya neden oluyor ve Io'nun yüzeyinin altının büyük bir basınçla sıvı kalmasına neden oluyor. Bu sıvı açık bir yol bulduğunda büyük fışkırmalarla yüzeye ulaşıyor ve yüzeyin 2000 Kelvin (2273 Santigrad derece) dereceye kadar ısınmasına yol açıyor. Io'nun yüzeyi sürekli kendini yeniliyor, lavlar kraterleri dolduruyor ve sıvı kayalar yüzeye yayılıyor. Uydu yüzeyini oluşturan materyal konusunda kesin bilgi bulunmamakla birlikte değişen renk kompoziyonlarına bağlı olarak erimiş sülfür ya da silikat kaya olduğu sanılıyor. Sülfürdioksit'ten oluşan atmosferinde suya herhangi bir şekilde rastlanmıyor ve uydunun etrafında güçlü bir manyetik alan oluşturan demirden katı bir çekirdeği olduğu düşünülüyor.

Galileo uydusu tarafından Io'da Tvashtar Catena bölgesinde 1999'da görüntülenen volkan patlaması (Kaynak NASA - PhotoJournal)

Io'yu Jupiter'den 220 000km uzakta tutan yörüngesi zaman zaman Jupiter'in devasa manyetik alan çizgilerini keserek uydunun bir elektrik jenaratoru gibi davranmasına neden oluyor. Bu durum uydu etrafında 400 000 volt gerilim oluşturabiliyorken 3 milyon amper akım üretebiliyor. Bu akım en düşük dirençli yolu seçerek Jupiter'in manyetik alan çizgilerinden gezegenin atmosferinin üst katmanlarına girip büyük şimşekler oluşturuyor.

Jupiter dönüşü sırasında devasa manyetik alanı Io'nun üzerinden geçip uydunun yüzeyinden saniyede 1 tona yakın maddeyi koparır. Bu kopan madde manyetik alanda iyonize olarak (elektronlarını kaybederek) halka şeklinde yüksek enerjili bir "plazma torus" adı verilen bulut oluşturur. Bu buluttan kopan parçacıklar manyetik alan çizgilerini takip ederek Jupiter'in kutuplarında görülen Auroralara (Kuzey Işıkları) sebep oluyor. Ayrıca bu halka yapıdan kaçan iyonlar Jupiter'in manyetosferinin beklenenden iki kat daha büyük olmasına da neden oluyor.

Bundan sonraki hedefimiz : Ganymede

Kaynaklar:
The Galileo Project
NASA : Solar System Exploration Project

0
yorum

6 Ocak 2009 Salı

Astronomi Yılı'nın ilk yankıları

GökGünce'de 2009 yılı boyunca Astronomi Yılı ile ilgili bir çok haber, duyuru ve yazı bulacaksınız. Bunlar için bir başlangıcı geçen günlerde yapmıştım, şimdi de sizlerle bir kaç bağlantı ve kaynak paylaşmak istiyorum.

Öncelikle yeni sayısı geçen gün elime geçen Geo Dergisi bu ayın kapak konusu olarak "Uzay Çağı"nı seçmiş. Kapağında Gallieo'nun bir resmi bulunan dergi, 2009 Astronomi Yılı temalı 4 tane yazı hazırlamış. Bunlar :
  • Uzaydaki Avrupa
  • Nicolas Copernicus
  • Galileo Galilei
  • Türkiye'de Astronomi
Özellikle Copernicus ve Galileo yazıları tarihsel açıdan astronomi devrimini çok açıklayacı bir şekilde gözler önüne sürüyor. Galileo yazısı ise bence sıradışı ve iddialı bir yazı olmuş. Galileo ve öğretisinin kiliseyle ilişkisine yakından bakan Christoph Kucklick yazısında, aslında kilisenin Galileo'nun evren öğretisine sürekli olumlu yaklaştığını; ancak tam o sıralarda kilisenin Avrupa'daki politik konumlanışından dolayı Galileo ile ilgili takındığı tavrın zorunlu olarak değiştiğini yazıyor ve şu sözlerle belirtiyor :
...Ne var ki son araştırmalar bu yorumu desteklemiyor ve Galilei davasını bir kahramanlık destanından ziyade bir trajikomedi olarak görüyor: İktidar ve istismara, kendini beğenmişlik ve çıkarcılığa, hatalar ve yanılgılara dair karmaşık, öğretici bir piyes. Bu oyunda konu edilmeyen tek şey var : Bilim!
Galileo'nun astronomi serüvenine farklı bir açıdan bakmak isteyenlere mutlaka öneririm!

İkinci olarak Nature dergisi de kapak konusu olarak "Astronomi için Büyük Yıl" konusunu seçti. 1 Ocak 2009 Sayısında geleceğin büyük teleskop projelerini tanıtan bir makalenin yanında Owen Gingerich'in "İnsanlığın Evrendeki Yeri" başlıklı makale dikkat çekiyor. Hubble'ın 18 yıllık bilimsel çalışmalarını özetleyen makale de dosyanın bir parçası.

Bunların yanında 2009'un ilk günüyle birlikte başlayan iki tane uluslararası projeyi duyurmak istiyorum:

365DaysOfAstronomy
: 2009 yılı boyunca her gün yayınlanacak bir podcast yayını ile astronomi konusunda bir çok konu paylaşılacak. Profesyonellerin yanında amatör astronomların da küçük kayıtlarla katılacağı yayının yeni bölümlerini her gün web sitesinden dinleyebilirsiniz. Şu ana kadar yayınlanan podcastler arasında ilk teleskopla gözlem ve Mars gezgin robotları gibi konular yer alıyor..

Cosmic Diary : Astronomi alanında çalışan profesyonellerin düzenli yazılar yazdığı bir blog. Yazarların daha çok kendi ilgi alanları ve çalışmaları konusunda yazılar yazdıkları blogda astronomi profesyonellerinin dünyaları tanıtılmaya çalışılıyor.
0
yorum

3 Ocak 2009 Cumartesi

2009 Astronomi Yılı'nız Kutlu Olsun!

Yılın ilk gününe bu mesajı yetiştirememiş olsam da 2 gün gecikmeli olarak 2009 Astronomi Yılınızı kutlarım!

Gallieo'nun teleskobunu gökyüzüne doğrultup o düşsellik sınırında duru gerçekliğe daha yakından bakmasının üzerinden tam 400 yıl geçti. Kendisinden önce gelen Kopernik, Kepler gibi isimlere katılarak tüm insanlık üzerinde büyük paradigma değişimlerine yol açan üstad, günümüzde yapılan çalışmaları görseydi bizlere ne kadar büyük bir pencere açtığını çok daha iyi anlayabilirdi.

Yeni yıla dakikalar kala ülkemizin en prestijli kanallarında "ünlü" astrologlarla (takım elbiseli moder kahinler -hokkabazlar) 2009'un Türkiye'ye ekonomik olarak neler getirebileceğinin konuşulduğu canım ülkemde astronomi konusunda gerçekten daha alınacak çok yolumuzun olduğu ortada. Halkın her kesiminde astronominin doğru bir şekilde bilinirliği ve anlaşılırlığını sağlamak adına 2009 için bir çok projeye girişiyoruz. Bunlardan biri 1. yaşını doldurmaya hazırlanan UzayveAstronomi.com Türkçe Astronomi Portalımız. Bunun yanında çok yakında duyuracağımız 2 büyük proje daha hazırlanma aşamasında. Uluslararası yapılan çalışmalara bir şekilde eklemlenebilmek, 7'den 77'ye herkese astronomiyi sevdirmek, onlara amatör astronomi tutkusunu aşılamak birinci hedefimiz.

Astronominin artık fildişi kulelerinden, akademi duvarlarından dışarıya çıkmasının vakti geldi. İnsanların ufkunu açacak, nasıl bir evrende yaşadığını kavratacak, bilime daha da yaklaştıracak başka bir konu yokken bunu herkesle paylaşmamak büyük bir eksiklik. 2009 Yılı bizim için büyük bir fırsat.

Sen, gece göğünü çıplak gözle gözleyen Türkiye'nin bir ucundaki insan, sen dürbünü ve teleskobuyla evrenin derinliklerine dalmış kişi! Gel bu tutkunu gökyüzünü unutmuş insanlara beraber aşılayalım, onları muhteşem bir düşe daldıralım, evrenin uçsuz bucaksız genişliği içerisinde kendi konumlarını düşündürelim..

Küçük bir çocuğa Jupiter'in uydularını, Venüs'ün evrelerini gösterelim. Onun gözündeki o kıvılcımdan bir ateş çalıp daha nice gözlerde ateşler yakalım. Milyonlarca yıl önce yola çıkmış fotonları avucumuzun içinde tutup bu gökyüzünden mahrum yaşayan insanların üzerine serpelim... Ve seyredelim..

Ben 2009 için çok heyecanlıyım, ya siz?

0
yorum

Hafta sonu Gökyüzü Keyfi 3-4 Ocak

Siz de eğer bir gökyüzü tutkunuysanız, artık bu hafta sonu ne yapacağım diye kara kara düşünmenize gerek yok! İşinizin ya da okulunuzun yorgunluğunu atmak ya da boş zamanınızı değerlendirmek adına bundan sonra artık her hafta yayınlayacağımız “Hafta sonu Gökyüzü Keyfi” yazılarımızı Cuma günleri UzayveAstronomi.com ve GökGünce'den takip edebilirsiniz. Haftalık rehberimizde, hafta sonu olacak önemli gökyüzü olaylarının detaylarını ve sizler için seçtiğimiz 3 hedefi bulacaksınız. Bu hedefleri, bulunma konusunda zorluk seviyelerine göre belirleyeceğim. Çıplak gözle gözlenebilecek bir hedefin yanında, dürbün ya da küçük bir teleskopla kolaylıkla bulunabilecek bir hedef ve orta boy teleskoplar için görece zor bir hedefi sizlerle paylaşacağım. Bu hedeflerin konum bilgilerinin yanında kimi zaman fiziksel özellikleri kimi zaman da tarihsel yönleri konusunda bilgileri de bu yazı dizisinde bulacaksınız. Lafı uzatmadan ilk “Haftasonu Gökyüzü Keyfi”ne başlayalım, ne dersiniz?

2009 Astronomi yılının bu ilk hafta sonunda, biz gökyüzü tutkunları için ilk önemli olay gerçekleşiyor: Dörtlük (Quadrantid) Meteor Yağmuru. Meteor yağmurları genellikle kuyruklu yıldızların yörüngeleri üzerindeki çok sayıda kalıntıdan oluşan akıntının Dünya yörüngesi ile kesiştiği zamanlarda atmosfere girip parçalanmaları sonucunda oluşan,“kayan yıldız” olarak bilinen olaylardır. Işık kirliliğinden uzak bölgelerde saatte ortalama 100 orta hızlı meteor sayılabilecek bu meteor yağmuru, bizim enlemlerimizde gece yarısı 01:00 civarı Doğu yönünden doğan Çoban Takım Yıldızını merkez alarak yayılıyor. Meteor yağmuru 3 Ocak’ta en yüksek sayıya ulaşacak.


Dörtlük Meteor Yağmuru’nun kaynağı olarak kuyruklu yıldız gösteriliyor fakat tam olarak hangisi olduğuna dair tartışmalar sürüyor. Bunlar arasında sönük kısa dönemli (5.24 yıl) 96P/Machholz kuyruklu yıldızı olası bir aday olarak gösteriliyor. Kuyruklu yıldız kalıntılarının Jüpiter’e yakın geçişleri sebebiyle akıntının birçok meteoru kaybettiği düşünülüyor. Bilgisayar simülasyonları akıntının milattan önceki birkaç yüzyıla kadar Kova takım yıldızında Temmuz aylarında aktif olduğunu gösterirken, bu verileri tarihi Çin gözlem kaynakları da doğruluyor. Dörtlük (Quadrantid) Meteor Yağmuru bin yıl boyunca gözlenmeyen akıntının yörüngesindeki alçalma ile 1700’lü yıllardan itibaren tekrar gözlenmeye başladı. Bilgisayar modeli geleceğe uygulandığında meteor yağmurunun 2200 yılında Dünya’dan uzaklaşacağı öngörülüyor.

Gece 01:00’den sonra doğu ufkunda yükselen Çoban takım yıldızı çevresini dikkatle izleyin ve her “kayan yıldızda” bir dilek tutmayı unutmayın!

Hafta sonumuzun anlam ve önemini astronomi konusunda arttıran bu olaydan sonra bu hafta sonu için sizlere önereceğim 3 hedefe göz gezdirelim:

HYADES

Gece gökyüzünde erken saatlerde güney doğu, ilerleyen saatlerde güneye doğru bakarsanız ünlü Avcı takımyıldızının biraz üstünde parlak bir yıldız olan Aldebaran ile kolayca bulabileceğiniz Boğa takımyıldızında yer alan bir açık yıldız kümesi. Çıplak gözle V şeklinde kolayca fark edilen bu küme yaklaşık 130 ışık yılı uzaklıkta olup Güneş’e en yakın ikinci açık yıldız kümesi olma özelliğini de taşır. Birbirlerine uzaklıkları ortalama 20 ışık yılı olan 200’ün üzerinde yıldızdan oluşan Hyades, gökyüzünde 6 derecelik büyük bir alan kaplar. Aldebaran da küme ile aynı bölgede olmasına rağmen kümenin bir üyesi değil. Homeros’un İlyada Destanı’nda dahi yer bulmuş olan bu ünlü yıldız kümesi, mitolojide Atlas ve Athera’nın kız çocuklarından ismini alıyor.

Ortadaki yan V şekline dikkat, parlak yıldız Aldebaran kümeye ait değil

Hyades'i bulmak için aşağodaki bulucu haritadan yararlanabilirsiniz:

M31 ANDROMEDA GALAKSİSİ

Dev bir galaksi düşünün, her geçen gün size doğru 35 km/sn hızla yaklaşıyor ve 3 milyar yıl sonra sizinle çarpışacak. Bu dehşet senaryosu galaksimiz Samanyolu için kurmacadan öte bir anlam taşıyor. 2.2 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan Andromeda Galaksisi’ni gece gökyüzünde batı yönüne baktığınızda Kraliçe takımyıldızının biraz solunda aşağıdaki rehber görüntü veya bir yıldız haritası yardımıyla kolaylıkla bulabilirsiniz. Ufak bir dürbün veya küçük bir teleskop ile galaksinin parlak çekirdeği ve etrafındaki sönük bulut rahatlıkla gözlenebilir. Bu görüntüye bakarken gözünüze gelen ışınların tam 2.2 milyon yıl önce Andromeda’dan yola çıktığını bir an düşünün, etkilenmemek elde değil!

Andromeda’nın insanlığın evreni kavrayışında önemli köşe taşlarından biri olduğunu biliyor muydunuz? 1920’lerden önce evrenin sadece bizim galaksimiz Samanyolu’ndan ibaret olduğu sanılıyordu ve küçük teleskoplarla gözlenen galaksiler, bizim galaksimizde bulunan bulutsu yapılar olduğu düşünülüyordu. Ünlü Astronom Edwin Hubble 2.5 metrelik teleskobu ile yaptığı gözlemlerde o zamanlarda anıldığı şekliyle “Andromeda Bulutsu”sundaki parlaklıkları önceden bilinen Cepheid değişken yıldızları gözleyerek, Andromeda’nın sanıldığı gibi Samanyolu’nun içinde değil, 2 milyon ışık yılı uzaklıkta olduğunu gösterdi. Bu bilgi ile insanlığın kafasındaki evren modelindeki değişimi bir hayal edin! Yaklaşık 40 000 ışık yılı genişlikteki Samanyolu’ndan, milyarlarca ışık yılı uzaklığa erişen bir evren…

n CASSIOPIA

n Cassiopia: Bu haftanın zor hedefi Kraliçe takım yıldızındaki n Cassiopia çift yıldız sistemi. Parlaklığı 3.4 kadir olan sarı ve 7.5 kadir olan turuncu bir yıldızdan oluşan çift bizden 19 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Kütle merkezleri etrafında bir tam dönüşleri 480 ışık yılı olan bu ikilini arasındaki açıklık 12 yay saniyesi kadar. Bu haftaki zor hedefimiz için devasa teleskoplara ihtiyacınız yok, korkuya kapılmayın! Karanlık bir gökyüzünde 4” - 8” arası bir teleskopla ikiliyi rahat bir şekilde ayırabilirsiniz.

Teleskobunuzu, dürbününüzü veya gözlerinizi bu hedeflerden birine bu hafta sonu çevirirseniz gözleminizle ilgili aşağıda yorum kısmına küçük bir not bırakmayı unutmayın! Önümüzdeki hafta görüşmek üzere!

Yıldızların ışığının yolunuzu her zaman aydınlatması dileğiyle!

Kaynaklar

  • Stellarium
  • Philips’s Astronomy Encyclopedia 2002
Bu yazı ayrıca UzayveAstronomi.com'da da yayınlanmaktadır.

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki