0
yorum

9 Haziran 2010 Çarşamba

Matematik Köyü'nün Feryadına Kulak Verin

Birkaç haftadır Radikal gazatesinde matematikçi Ali Nesin'in her yıl Matematik Köyü'nde düzenlenen yaz okullarına Tübitak'tan bu yıl hiç destek alamamasına karşılık verdiği tepkileri okuyoruz. Geçen haftalarda destek verilmeyeceği açıklandığında Ali Hoca gerekçe gösterilmeden takınılan bu tavrı eleştirmişti, bunun üstüne Tübitak "havadan sudan" gerekçelerle karşılık verdiğinde de bugün yayınlanan açık bir mektup ile Tübitak'a ateş püskürttü ve bence sonuna kadar da haklı...

Ali Nesin

Ali Nesin, konuya aşina olmayanlara yabancı bir isim belki ama kendisi Türkiye'de matematik konusunda ilk akla gelen kişi diyebiliriz. Sadece akademik çalışmaları ile değil matematiğin 7'den 77'ye herkese hitap edebileceğini yazdığını popüler matematik kitapları ve yıllardır düzenli olarak çıkardığı Matematik Dünyası dergisi ile kanıtlamış bir isim. Sadece yayınlar da değil, geçmiş senelerde tamamiyle kollektif bir emek, gönüllülük ve dayanışma ile kurulan İzmir Selçuk ilçesinde Şirince köyündeki Matematik Köyünde birkaç yıldır yüzlerce öğrenci ağırlayarak çok ciddi bir matematik eğitimi de veriyor. Genellikle yaz aylarında olan (artık birçok kış okulu da var aslında) çalışmalara lise düzeyinden yüksek lisansa kadar matematiğe meraklı herkes katılabiliyor ve köyde geçirdiği süre boyunca köyün günlük işlerine de yardım ediyor.

Bu yıl Şubat ayında ben de Matematik Köyünde'ki temel matematik ve cebir konulu bir haftalık bir kış okuluna katılmıştım ve şu ana kadar böylesine ideal bir eğitim yeri görmediğimi itiraf edebilirim. Öğretmenler ve hocalar arasında diyalog harika, herkes çok rahat, her köşede matematik konşuluyor ve herkes birbirine saygılı. Köydeki herkes oranın atmosferini kolaylıkla soluyor ve içine katılıyor. Veilen derslerin seviyesi ve kalitesine bakılarak alınan ücret sembolik kalıyor, hatta çoğu zaman bu ücret için de burs imkanı sağlanıyor...

Gel gör ki Türkiye'de eşi benzeri olamayan bu muhteşem çalışmaları ülkenin bilim stratejilerini belirleyen kurumu destek vermeye değer görmüyor. Her yıl yüzlerce kişiyi en "sağlam" matematikle eğitip bilim gelişimine inanılmaz katkı sağlayan bu girişimi görmezden geliyor ve gerçekten de havadan sudan bahanelerle geri çeviriyor.

Uykusuz dergisinin bu haftaki sayısında konuyu anlatan harika bir karikatür

Ali Hoca'yı Matematik Köyü'nde tanımıştım ve şu ana kadar tanıdığım en çalışkan insan diyebilirim. Bir taraftan Nesin Vakfı başkanlığını yaparken bir taraftan Matematik Köyü "Muhtarlığı", Matematik Dünyası Dergisi editörülüğü ve NTVBLM dergisi yazarlığı, diğer bir taraftan da Bilgi Üniversitesi'nde Matematik Bölüm Başkanlığı'nı yürütüyor...Çabası gençler için, düşünen beyinler için, bu ülke için; üstelik hiçbir karşılık beklemeden...

Ali Hoca'nın ve dolayısıyla Matematik Köyü'nün bu feryadını her kanaldan duyurmak gerekiyor ve Tübitak'ın alıştığımız bu tavrını artık yerden yere vurup hesap sormak gerekiyor. Bu haberi kendi bloglarınızdan, twitterdan bir şekilde yaymaya çalışırsanız emin olun şu ülkede nadir olan güzel bir şeyi korumak için birşeyler yapmış olacaksınız.

Ülkede yapılan güzel bir şeyin desteklendiği, gerçekten hak ettiği yere getirildiği, arkasında durulduğu, örnek gösterildiği, çekememezlik yapılmayıp hakkının verildiği günleri görmek o kadar uzak görünüyor ki...

Radikal'deki yazı için tıklayınız.

Matematik Köyü'nü anlatan ve İZ TV'de yayınlanan harika belgeseli aşağıdaki bağlantılardan indirebilirisiniz:

0
yorum

2 Haziran 2010 Çarşamba

İTÜ Bilim Merkezi'nde Astronomi Haftasonu

Geçmiş iletilerimde Gökyüzü Gönüllüleri'nin yeni dönem çalışmalarından bahsederken arada İTÜ Bilim Merkezi'nin de ismi geçmişti. Detaylar belli olmadığından pek açıklama fırsatım olmadı fakat ilk etkinliğimizi de gerçekleştirdiğimize göre konuyu açıklığa kavuşturalım :)

İTÜ Bilim Merkezi, İstanbul Teknik Üniversite'ne bağlı olarak faaliyet gösteren, kapıları herkese açık bir bilim merkezi. İçindeki optikten mekaniğe, biyolojiden uzaya birbirinden farklı bilimsel gösterimlerle ziyaretçilere bilimi ilginç yöntemlerle sergiliyor. Günlük ziyaretlerin dışında bir de belirli programlar dahilinde özellikle öğrenci gruplarına atölyeler ve eğitim programları düzenleniyor. Geçtiğimiz ay merkezin yönetimiyle yaptığımız görüşmeler sonucunda Gökyüzü Gönüllüleri olarak İTÜ Bilim Merkezi'ndeki astronomi temalı çalışmalara gönüllü destek vermeye başladık. Bu destek özellikle devlet ve vakıf okullarından gelen öğrenci gruplarına yönelik astronomi eğitim programları ve gece gözlemlerini ayrıca ilerisi için planladığımız herkese açık yıldız partilerini içeriyor.

İTÜ Bilim Merkezi'nin kapılarını bizlere açmasıyla ilk pilot çalışma olarak geçen haftasonu bir grup öğrenciye iki günlük bir "Astronomi Haftasonu" programı düzenledik. Beşinci sınıfa giden 20 kişilik bu grupla birlikte İTÜ Bilim Merkezi'ndeki eğitmenlerin de desteğiyle ilk gün Uzay Keşifleri ve Güneş Sistemi'ni, ikinci gün ise Takımyıldızlar ve Evrenin İlginçlikleri'ni inceledik. Her çalışmayı kısa bir görsel sunumun yanında interaktif bir çalışma ile de desteklediğimizden çocuklar hem gökyüzü ve evren hakkında yepyeni bilgiler öğrenirken hem de fazlasıyla eğlendiler.

İTÜ Bilim Merkezi'ye kurduğumuz ortaklık daha bir yılımızı yeni doldurmuşken gerçekleşen çok önemli bir gelişme bizler için. Yaptığımız çalışmaları bu işlerin kurumsal olarak yapıldığı böylesi bir ortamda hayata geçirmek ve daha birçokları için sınırsız destek alabilmek bizleri fazlasıyla heyecanlandırıyor. Önümüzdeki günlerde çok daha kapsamlı ve güzel çalışmaları burdan paylaşabilmek dileğiyle...

Fotoğraflarla iki günün özeti :

İlk etkinliğimiz Uzay Çalışmaları - roketler, mekikler, Ay'a ve Mars'a seyahat

Uzay mekiği Atlantis uzaya doğru yola çıkıyor

Uzayı ve evreni keşfetmemizde büyük rol oynamış Hubble Uzay Teleskobu'nun karton maketini yapıyoruz

Herkes özenle kesiyor, yapıştırıyor

Uzay teleskobu yavaş yavaş tamamlanıyor ve yüzler gülüyor :)

Bir başka gülen yüzler :)

Maketin ardından hamurlardan Güneş Sistemi modeline geçiyoruz ve fotoğrafta gülümseyen bir Merkür

Satürn'ün halkasını unutur muyuz ?

Gezegenler yörüngede

Semih Stellarium'dan takımyıldızları anlatıyor; gökyüzündeki hayvanat bahçesi ve kahramanlar geçidi..

Takımyıldızların şekillerinin bizim bakış açımıza bağlı olduklarını uygulamalı öğreniyorlar

Ardından kendi el planetaryumlarını yaparak gündüz gözüyle takım yıldızlarını görüyorlar; bir daha unutmaları mümkün değil...

Hep beraber takımyıldızlarımıza bakıyoruz

Balonların üzerine işaretlenen galaksiler ve balonlar şiştikçe işaretlerin aralarındaki uzayan mesafeler.. Evrenin genişlemesini çağrıştırıyor :)

Son olarak gerilen çarşaf üzerinde modellenen uzay-zaman

ve ortasında onu büken karadelik
0
yorum

25 Mayıs 2010 Salı

En Büyük Galaksi, Fizik Sabitleri ve daha birsürü şey..

Şu sıralar astronomi kaynaklarını geçmişteki gibi düzenli takip etmeye başladım ve hergün onlarca haber, blog yazısı ve podcast RSS okuyucuma düşüyor. Birçoğunu işaretleyip GökGünce'de detaylı bir şekilde paylaşmayı planlıyorum fakat sonra listenin sonunu bulmakta dahi zorlanıyorum. Sanırım en iyisi bunları "Ben okudum, çok beğendim, size de tavsiye ederim" bağlantıları şeklinde kısa kısa paylaşmak:
  • İki gün önce 365daysofastronomy'de yayınlanan bir podcast : "Fiziğin temel sabitleri erken evrende farklı mıydı?". Geçen ay yayınlanan bir makalenin ışığında uzun zamandan beri tartışılan ilginç bir konuya değiniyor, dinlemeye değer...
  • Bugün Starts With A Bang'de karşılaştığım "Şu ana kadar bildiğimiz en büyük galaksi". Böyle bir karşılaştırmaya daha önce hiç denk gelmemiştim ve yazı içinde harika fotoğraflarla Samanyolu'ndan onlarca kat daha büyük galaksiler hakkında bilgiler verilmiş. En etkileyicisi ise en büyüğü tabii ki, Samanyolu'nun 50-60 katı büyüklüğündeki IC 1101.. Kesinlikle göz atmalısınız.
  • PhysicsWorld'de bugün yayınlanan bir yazıya göre Princeton'daki araştırmacılar galaksilerin merkezindeki karadeliklerin büyüklüğü ile galaksideki küresel yıldız kümesi sayısı arasında ilginç bir korelasyon bulmuşlar. Birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu iki konunun galaksi evrimine ışık tutabileceği düşünülüyor. Detaylar için : PhysicsWorld.
  • Bugün Bulutsu'da da yayınlanan, Mars üzerindeki robotumuz Opportunity'nin hedeflediği Endevour Kraterininin Mars'ın jeolojik geçmişindeki önemini harika detaylarla anlatan bir yazı Planetary Society Blogunda...
  • Geçen hafta astronomi çevresi dışında pek de ses getirmeyen Japonların fırlattığı Venus uydusu Akatsuki yol boyunca geriye dönüp Dünya'ya son kez el sallarken şu bağlantıdaki etkileyici görüntüleri elde etti. Dünya'nın gece kısmını çektiğinden dolayı gezegen ince bir hilal şeklinde, fakat kızılötesinde tam disk ( Dolun-Dünya ?? ) olarak görülüyor.
0
yorum

Madde-Antimadde Simetrisi ve Tanrının Baş Parmağı

Kimine göre alakasız iki konu, anlaşılması güç bir şekilde kimine göre birbiriyle iç içe geçmiş iki kavram... Birkaç gündür internette birçok haber kanalında, bloglarda Amerika'daki parçacık hızlandırıcı Fermilab'ın elde ettiği son sonuçlar konuşuluyor. Hızlandırıcıdaki DZero deney grubunun elde ettiği verilere göre evrenin başlangıcında olduğu düşünülen ve şu anki madde domine evrene yol açtığı tahmin edilen madde-anitmadde asimetrisine olası bir açıklama bulundu. Konuyla ilgili haberin detaylarını Astronomi Diyarın'da Ümit Hocam çok iyi bir şekilde sunmuş, tekrarlama gereği duymuyorum. Benim işaret etmek istediğim ise deney sonuçlarıyla ilgili Fermilab'dan teorik fizikçi Joe Lykken'in açıklaması : "Bu duyurunun Tanrının yüzünü görmekle eşdeğer olduğunu sanmıyorum fakat bu belki de Tanrı'nın başparmağı olabilir"...

New York Times'daki, başlığı oldukça spekulatif "İnsan Varoluşuna dair Yeni Bir İpucu" başlıklı yazıda yukarıdaki cümleyi okuyunca "Hayır!! Gene mi?" şeklinde isyan ettim... Lykken'in bahsettiği "Tanrının Yüzü" benim geçmiş birkaç yazılarımda da bahsettiğim evrenin Büyük Patlama adı verilen teorik başlangıcının 400 000 yıl sonrasında yayımlanan kozmik mikrodalga fon ışınımı görüntüsü. Işınımın keşfinde rol oynayan bilim adamları keşfi duyururken bu kelimeyi kullanmışlardı sonra da bunu isteyen alıp kafasına göre Tanrının parmak izinden tutun, Tanrının yüzüne kadar onlarca fantastik hikayeye konu etmişti...

Bu gibi durumlarla özellikle fizikte fazlasıyla karşılaşıyoruz. Birkaç tane daha örnek saymak gerekirse Einstein'ın zar atmayan Tanrısı, Leon Ledderman'ın parçacığa sahip Tanrısı ve Hawking'in zihnini okuduğu Tanrı'yı listeye ekleyebiliriz. Burda bence iki problem var. Birincisi çok açık ki fizikçilerin araştırma konularında bilimsel sonuçlarını duyururlarken bahsi geçen sonuçlara gereğinden fazla anlam yükleyip işin içine Tanrı'yı sokarak fizikten haberi olmayan milyarlarca insanı gaza getirmesi. İkincisi ise bilimadamlarının daha çok panteistik yaklaşımlarla Doğa'ya atfen söylediklerinin sadece Tanrı'lı kısımlarını cımbızlayıp medyada gazetecilerin büyük puntolu başlıklarla haberler yaparak "hakikate ulaştık" çığırtkanlığı yapmaları... İkisinin de birbirinden aşağı kalan tarafı yok ve ikisi de bilime ve bilimin toplumun gözündeki değerine fazlasıyla zarar veriyor.

Yapılan bu açıklamalar ve süregelen tantana fizik ile teolojinin karşılıklı tartılabilen ve neredeyse eşdeğer dahi olduğunu iddia eden yaklaşımların türemesine neden oluyor. Elbette başlangıç gibi temel konular tüm insanlığın entelektüel çabasının ortaya çıkarmaya çalıştığı kavramlar fakat birbirleriyle alakasız yöntemleri çorba haline getirip ortaya çıkanları meşru olarak pazarlamak ne bilim, ne gazetecilik; olsa olsa ancak dolandırıcılıktır....

Konuyla ilgili güzel bir bakışı açısı için NPR Blog'a göz atabilirsiniz.
7
yorum

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Eğlenceli Matematiğin Babası Martin Gardner (1914 -2010)

Her ne kadar günümüz uygarlığı ağırlıklı olarak matematik ve matematiksel bilimler üzerine kurulu olsa da matematik deyince köşe bucak kaçan insanların sayısı hayal edilemeyecek kadar çok. İlkokuldaki kötü bir matematik öğretmeni, ortaokul ve lisede nispeten zorlayıcı konulardan olunan sınavlardan alınan düşük notlar, ailenin özellikle matematik dersinin iyi olması için uyguladığı baskı, temelde zayıf olunan bir konuda üniversiteye gelince kalkülusu dahi 5-6 kere almak zorunda kalmak... Bunların hepsi ya da en az bir tanesi matematikten korkmak veya nefret etmek için "geçerli" sebepler çoğuna göre. Fakat matematiğin ders boyutunun yanında muhteşem bir yaratıcı ve eğlendirici tarafının olduğunu (bilerek ya da bilmeyerek) göz ardı ederek oluşan bu kanıları kırmak için onlarca kitap yazan biri vardı : Martin Gardner . Kendisini ne yazık ki geçtiğimiz günlerde kaybettik...

İlk kez Gardner'ın yazılarıyla bir arkadaşımın Alice Harikalar Diyarında kitabının açıklamalı baskısını (annotated version) okumamı ısrarla tavsiye ettiğinde tanışmıştım. Çocuk kitabı olarak okuyup geçtiğim bir kitabın ne kadar derinlikli ve kimi yerlerinde ne kadar "gizemli" olduğunu fark ettirmişti bana Gardner. Yirmi yıla yakın Scientific American dergisinde "Matematiksel Oyunlar" köşesinde onlarca eğlenceli matematik yazısı yazmıştı ve bunların derlemelerinin de içinde olduğu 70'e yakın kitap...

Gardner'ın yazdığı matematik yazıları, üniversitede matematikle hiç uğraşmamış ya da matematiksel düşünmenin zevkine varmış kişiler için fakat çok iyi bir düşünme ve problem çözme yeteneği isteyen yazılar. Kendisi de üniversitede herhangi bir matematik dersi almadığından(kendisi felsefe mezunu bu arada) yazılarının herkes tarafından çok daha kolay anlaşıldığını söylüyordu Gardner. Her ne kadar yazılarında satır satır formüller olmasa da yaptığı işin değerini şu kelimeler çok güzel özetliyor :" Martin binlerce çocuğu matematikçeye dönüştürdü, binlerce matematikçiyi ise çocuğa"... Yazdığı matematik yazıları"eğlenceli matematik" (recreational mathematics) olarak anılıyor ve Türkiye'de de bu konunun en iyi temsilcisi Ali Nesin ve Matematik Dünyası'nı da anmadan olmaz.

Tübitak Yayınları'ndan harika bir kitap Hah, Buldum! - Martin Gardner

Getiğimiz yıllarda tanıştığım Gardner ve muhteşem matematik yazıları bana bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamıştı. Biraz düşünmeye ve zor sorularla uğraşmaya zaman ayırabiliyorsanız Gardner'ın eğlenceli matematiğiyle tanışmak için ilk işiniz Tübitak Yayınları'ndan yayınlanan "Hah Buldum!" kitabını almak olsun! Günlük bilmecelerden, kombinatorik, olasılık, sayma ve diğer birçok konuda harika yazıların yanında oldukça eğlenceli karikatürlerin de bulunduğu bu kitabı kaçırmayın! (Kitaptan örnek bir sayfa için tıklayınız)

Gardner'ın diğer yazılarının içine girip kaybolmak isteyenler ise aşağıdaki bağlantıdan Scientific American'da yazdığı yazıların hepsine ulaşabilir ( Linkleri görmeniz için siteye üye olmanız gerekiyor)

Martin Gardner - Mathematical Games (gigapedia.org)

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki