Güncel Astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel Astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0
yorum

26 Aralık 2014 Cuma

2014’ün Astronomi Keşifleri

2014 yılını geride bırakırken, bir çok haber sitesi ve blogda gelenekselleştiği üzere hafızayı tazelemek ve yılı kaparmak adına şöyle geriye bakıp, bu yıl astronomi alanındaki önemli keşifleri kısaca paylaşmak istedim.

 

Evreni anlama yolunda her geçen yıldan daha da fazla ilerleme kaydettiğimiz bu zamanlarda, bu keşifleri birebir yakından takip etmek ve kaydını tutmak gittikçe  daha da zorlaşıyor. Geçtiğimiz senelerde Gök Günce’de böylesi güncellemeleri çok daha sık paylaşırken, artık akıp giden haberleri takip etmeye devam etsem de bunları uzun yazılarla kelimelere dökmekte çoğu zaman kolaya kaçıyorum, GökGünce’nin Facebook, Tumblr ve Twitter hesaplarından kısa yazılar şeklinde paylaşmayı tercih ediyorum. Aşağıdaki haberleri seçerken kriterim, öğrendiğimde ne kadar heyecanlandığım ve yapılan çalışmanın evreni anlama yolunda bize ne ölçüde yeni perspektif kazandırdığı oldu. Lafı uzatmadan 2014’ün astronomi olaylarına geçelim.

 

1- Rosette Görevi ve 67/P üzerine iniş

 

Philae

Kuyruklu yıldız 67/P üzerine iniş yapan Philae sondası (Kaynak: ESA)

 

Yılın başında ‘Bir Kuyruklu Yıldızın Yüzeyine İnmek’  adlı yazıyla girizgah yaptığım bu konu ESA’nın müthiş başarılı tanıtım kampanyasıyla 2014’ün en çok konuşulan olayı oldu ki bunu fazlasıyla hak ediyordu. İnsanlık tarihinde bir kuyruklu yıldız üzerine ilk defa kontrollü bir iniş yapıldı ve her ne kadar yüzey üzerinde birden fazla kez sıçramayla Philae bir uçurum kenarına indirilebimiş olsa da, sondanın bataryalarının el verdiği ölçüde yaptığı ölçümler önümüzdeki günlerde önde gelen haber başlıkların oluşturacak. Yörüngedeki Rosetta uydusu ise her geçen gün kuyruklu yıldızın bir başka açıdan fotoğrafını ve aynı zamanda elde ettiği bilimsel verileri göndermeye devam ediyor. Rosetta ile ilgili Tumblr’daki güncellemelerim ve Astronomi Diyarı’ndaki haberler için bağlantıların üzerine tıklayınız.

 

2- Mars’taki Metan Ölçümü ve Olası Biyolojik Kaynakları

 

Marsta-organik-molekul

Mars’taki Metan gazı oluşumu süreçlerini özetleyen bir şema (Kaynak: NASA – Türkçeleştiren: Astronomi Diyarı)

 

Yılın hareketli geçen son döneminin bir  başka heyecanlı keşif haberi Mars’taki Curiosity ekibinden geldi! Keşif robotunun bir yıldır yaptığı ölçümleri karşılaştıran ekip, Mars atmosferinde organik bir bileşik olan Metan gazının beklenmedik bir şekilde artıp azaldığını gözledi. Biyolojik bir kaynağın yüzeyde ya da yüzeyin altında aktif oluşuyla açıklanabilecek bu olgunun aynı zamanda abiyotik-cansız süreçlerle de ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Her halükarda bunun, Curiosity ve yörüngedeki uyduların gönderdiği fotoğraflarla tamamen ‘ölü bir gezegen’ izlenimi veren Mars’ın aslında aktif proseslerle ‘hayatta olduğunu’ gösteren bir keşif olduğunu söyleyebiliriz. Keşif ile ilgili kısa haber yazısına Tumblr’daki güncellememden ve Astronomi Diyarı’ndaki haberden erişebilirsiniz.

 

3- Orion Uzay Aracının İlk Test Sürüşü

 

nasa-orion-launch-hq-high-res-photos-5

(Kaynak: United Launch Alliance)

 

Geleceğe dönük en heyecanlı gelişmelerden biri de NASA’nın ‘derin uzay’ keşif programının en kilit parçası olan ve insanları 2022’de bir asteroide, 2030’da da Mars’a ulaştırması planlanan Orion uzay aracı Aralık ayının başında başarılı bir şekilde yörüngede iki tur atarak test edildi. İnsanlığı Güneş Sistemi’nin en uçlarına taşıyacak bu gelişme ile paralel olarak yakında yayınlanan muhteşem kısa film Wanderers, gelecekteki keşiflerin müjdecisi gibi…

 

4- Laniekea Süper-Kümesinin Keşfi

 

maxresdefault

Sarı filamentlerle sınırları belirtilmiş Laniekea süper-kümesi ve kırmızı ile işaretlenmiş Samanyolu galaksisinin konumu (Kaynak: Nature)

 

Samanyolu galaksisinin de dahil olduğu milyonlarca galaksiye ev sahipliği yapan, evrenin büyük ölçekte ‘iskeletini’ oluşturan yapılardan biri olan Laniekea süper-kümesinin keşfi, evrendeki yerimizi anlamak konusunda atılan en etkili adımlardan biriydi bu sene. Evrenin genişleme etkisine rağmen kütle-çekim sayesinde bir arada duran, yapılan hız ölçümleriyle sınırları ortaya konan bu süper-küme, uzun zamandır Samanyolu galaksimizin ‘büyük resimdeki’ yerini bulmak konusunda yapılan araştırmaları bir üst seviyeye taşıdı diyebiliriz. Nature’da yayınlanan haberle birlikte verilen Youtube videosu için tıklayınız.

 

5- ALMA ile Gezegen-Oluşum Diski Görüntüsü

 

HLtauri_alma_960

ALMA tarafından alınmış, HL Tauri yıldızının etrafındaki toz diski ve aralarda gezegenlerin oluşturduğu boşluklar (Kaynak: ALMA)

 

Yıldız oluşumu ve etrafında arta kalan diskte gerçekleşen gezegen oluşumu süreçleri, ortamın gerçek anlamda gaz ve tozdan dolayı ‘göz gözü görmemesi’ nedeniyle görüntülenmesi ve dolayısıyla incelenmesi en zor alanlardan biri… Şili’deki Atacama Milimetre Üstü/Milimetre Altı Dizgesi (ALMA)’nin Kasım ayının başında yayınladığı görüntü bu alanda devrim yarattı denebilir! Oldukça genç, yaklaşık bir milyon yaşındaki bir T-Tauri tipi yıldızın etrafındaki gezegen oluşumu diskinde, diskte oluşup yörüngesini temizlemiş ve yörüngesi boyunca boşluklar oluşturmuş gezegenlerin izleri yayınlanan görüntüde açık bir şekilde görülebiliyor. Gezegen oluşum ortam ve mekanizmalarını incelemek için müthiş bir adım olan bu keşif aynı zamanda Güneş Sistemi dışı gezegen keşifleri için de büyük önem taşıyor. Haberin detayları için Astronomi Diyarı’ndaki yazıyı inceleyebilirsiniz.

 

6- Kepler’den yeni 715 Öte-Gezegen

 

oo20130103-43_946

Güneş Sistemi Dışı gezegenleri(öte-gezegen) gösteren hayali bir görsel (Kaynak: NASA)

 

Kepler uzay teleskobu ekibinin Güneş Sistemi dışı gezegen listesine bir günde eklediği 715 yeni öte-gezegen, bu alanda eldeki verileri ve bildiklerimizi bir anda katladı denebilir. Şubat ayının sonlarına doğru Kepler ekibinin yaptığı açıklamada, yıldızlarının önünden geçerken oluşan parlaklık azalmasıyla keşfedilen bu gezegenlerin büyük çoğunluğunun birden fazla gezegene sahip sistemlerde bulunduğu açıklandı. Şimdilik gözlem yöntemlerimiz ve elimizdeki teleskoplarla şimdilik kısıtlı olan keşif kabiliyetimize rağmen, yakın zamanda Kepler teleskobu gibi atılacak büyük adımlarla Dünya benzeri bir gezegeni bulmaya gittikçe daha da yaklaşıyoruz. Keşifin detaylarını Astronomi Diyarı’ndaki yazıdan inceleyebilirsiniz.

 

 

7- Evrenin Başlangıcından Kütle-Çekim Dalgaları

 

140317125850-large

BICEP2 ekbi tarafından yayınlanan veride, kozmik mikrodalga fon ışınımı üzerinde, evrenin ilk başlarındaki kütleçekim dalgalarının oluşturduğu polarizasyon örüntüsü görülüyor (Kaynak: Nature)

 

Eğer doğrulanmış olsaydı listenin en başında yer alacak bu habere malesef listemizin sonunda bulunuyor. Mart ayında BiCEP2 deneyinin yaptığı sansasyonel basın açıklamasıyla ortaya koydukları bulgularla, evrenin oluşumunun ilk anlarına karşılan gelen ‘şişme (inflation)’ döneminden kaynaklı kütle-çekim dalgalarının izlerine rastlandığı duyuruldu. Kozmik mikroldalga fon ışınımındaki polarizasyon bilgisine bakılarak elde edilen bu sonuçlar, aradan bir süre geçtikten sonra paralel bir başka deney olan Planck ekibi ve diğer kozmologlar tarafından sıkı eleştirilere maruz kaldı. BiCEP2 ekibinin gözlediği keşif sinyalinin aslında Samanyolu’ndaki gaz ve toz arkaplan sinyalinden kaynaklanabileceği ve ortaya konan sonuçların şaibeli olduğu öne sürüldü. Birden toz-duman altında kalan alan, Planck ekibinin yılın sonuna doğru yayınladığı arkaplan analizleri ile bahsi geçen keşfin, iddia edildiği  gibi muhtemelen hatalı olduğunu duyuruldu. Her ne kadar kopan kavga gürültüye bakarak ortada gerçek bir keşif olmadığı düşünülse de tüm bu süreç ‘bilimin işleyişini’ açık ve net bir şekilde gösteren bir senaryo özelliği taşıyor; ne yazık ki medya bu konuyu başından beri horoz dövüşü şeklinde ele almaya devam etse de.. Konuyla ilgili GökGünce’de yazdığım iki detaylı haber için: Büyük Patlamadan Gelen Dalgalar ve CMB Keşif Duyurusunda Çatlaklar

 

2014 yılında astronomide gerçekleşen (bana göre) heyecan verici gelişmelerinden öne çıkanlarını paylaşmaya çalıştım sizlerle.. Yılın başında yayınlamayı planladığım ‘2015’in Muhtemel Büyük Olayları’ temalı yazı için ise beklemede kalın..

0
yorum

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Kahraman(Perseid) Göktaşı Yağmuru-12 Ağustos

1862 yılının 15 Temmuz’unda, en büyük tutkusu çocukluktan beri kuyruklu yıldızlar olan Lewis Swift 4,5 inçlik mercekli teleskobunu Zürafa takımyıldızına yönlendirmişti ki elindeki yıldız haritasında olmayan, yeni bir kuyruklu yıldız keşfettiğini fark etti. Üç gece sonra Harvard Koleji Gözlemevi’nden gözlem yapan Horace P. Tuttle da aynı kuyruklu yıldızı gözleyip not etmişti. Yapılan detaylı hesapalrla, bundan sonra kaşiflerinin soyisimlerine atfen Swift-Tuttle olarak anılacak olan kuyruklu yıldızın 133 yılda bir Dünya’yı ziyaret eden Halley-tipi( periyot ~ 200 yıl) bir kuyruklu yıldız olduğu anlaşıldı. Ardından dört yıl sonra Giovanni Schiaparelli kuyruklu yıldızlar ile göktaşı yağmuları olarak bilinen, gökyüzünde belli bir takımyıldızından kaynaklanıyormuş gibi görünen yoğun göktaşı olaylarının birbiriyle bağlantılı olduğunu iddia ederek, örnek olarak Swift-Tuttle kuyruklu yıldızı ile Kahraman Göktaşı Yağmurunu vermişti.

Kuyruklu yıldızlar yörüngelerinde hareket ederken, özellikle Güneş’e yaklaştıklarında çekirdek kısımları aktif hale gelir; çoğu zaman arkalarında gaz ve tozdan meydana gelen bir kuyruk oluşturur ve yol boyunca birçok kalıntı bırakırlar. Gezegenimiz de bu kalıntıların arasından geçtiğinde göktaşı yağmurları adı verilen etkileyici gök olayları meydana gelir. Bunun öncesinde en son 1990’larda geri dönen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının kalıntıları arasından Dünya her yıl Temmuz-Ağustos aylarında geçiyor ve bu kalıntılar gökyüzünde Kahraman(Perseus) takımyıldızı yönünde olduğundan dolayı sanki göktaşları o takımyıldızının içinden fırlayıp geliyormuş gibi görünür ve Kahraman Göktaşı Yağmuru(Perseidler) olarak isimlendirilir. En etkili olduğu 8-14 Ağustos tarihleri arasında göktaşı etkinliğinin maksimuma ulaştığı 12 Ağustos Salı akşamı Kahraman Göktaşı Yağmuru saatte 50-60 göktaşına kadar ulaşabilir. Fakat bu yıl, göktaşı yağmurunun en yüksek seviyeye ulaştığı gecede Dolunay evresinden daha yeni çıkan Ay, gece boyunca gözlemcilere eşlik ediyor olacak ve bu da gözlenebilecek göktaşı sayısıcı ciddi anlamda düşürecek. Bu nedenle karanlık bir yerde gece boyunca saatte ortalama ancak 20-30 göktaşı gözlenebileceği öngörülüyor. Göktaşı sayısı az olsa da özellikle arada geçen ‘ateş topları’ Ay’a rağmen etkileyici görüntüler oluşturacaktır.

image[6]
Kahraman Göktaşı Yağmuru sırasında uzun pozlama ile elde edilmiş bir görüntü. Göktaşlarının geliş doğrultuları uzatıldığında hepsinin Kahraman Takımyıldızı bölgesinden geliyormuş gibi görünüyor. (Kaynak : İtalyan Amatör Gökbilimciler Birliği )

Kalıntıları oluşturan akıntının Güneş’in etrafındaki ters yöndeki hareketi sebebiyle Kahraman Göktaşları oldukça hızlıdırlar (yaklaşık 66 km/s ) ve atmosferle etkileştiklerinde arkalarında çok parlak ve kalıcı izler bırakabilirler.

Göktaşı yağmurları sırasında, gökyüzündeki en parlak yıldızdan dahi daha fazla parlak görünen bir göktaşı, çoğu zaman avucunuzun içine aldığınızda zorlukla görebileceğiniz büyüklükte bir toz parçasından ibarettir. Birkaç milimetre büyüklüğündeki bu toz parçaları atmosfere yüksek hızla girdiklerinde maruz kaldıkları sürtünme nedeniyle kısa sürede sıcaklıkları 2000 santigrad derece üzerine çıkar ve yavaş yavaş parçalanıp etraftaki hava molekülleri ile çarpışmaya başlarlar; bu çarpışmalar sonucunda arkalarında birçok elektron ve iyon bırakırlar. Yüksek sıcaklıkları ve etraflarındaki uyarılmış hava moleküllerinin kararlı hale geçmesi nedeniyle de gökyüzünde parlak izler olarak gördüğümüz ışımayı yaparlar.

Perseids-2011-composite-NASA-TR_edited-1
NASA’nın  tüm gökyüzünü gözleyen kameraları tarafından görüntülenmiş parlak Perseidlerden bir derleme (Kaynak: NASA)

Kahraman Göktaşı Yağmurunu en aktif olduğu dönemde(8-14 Ağustos) gözlemek için gece 22:00’den sonra kuzey doğu yönüne baktığınızda göreceğiniz “W harfi” şeklindeki Kraliçe takımyıldızının hemen altında Kahraman takımyıldızını bulabilirsiniz.

perseid
Saat 23:00’de kuzeydoğu yönünde yükselen Kahraman Takımyıldızı ve o bölgeden gökyüzüne yayılıyormuş gibi görünen göktaşlarının çıkış doğrultusu kabaca kırmızı çizgilerle belirtilmiş

GÖKTAŞI YAĞMURUNU GÖZLEMEK
  • Göktaşı yağmurlarını gözlemenin en önemli şartlarından biri oldukça karanlık, ışık kirliliğinden uzak bir bölgede gözlem yapmaktır. Göktaşı yağmurunun en aktif olduğu günlerde dahi şehirden yapılan gözlemlerde çok düşük bir ihtimalle de olsa ancak çok parlak olan göktaşları gözlenebilir. Şehir dışında, karanlık bir bölgede gözleriniz karanlığa uyum sağladığında en sönüğünden ateştopu olarak adlandırılan en parlaklarına kadar saatte onlarca göktaşı gözleyebilirsiniz. Gözlemler sırasında gözünüzün karanlığa uyumunu bozmamak için mümkün olduğunca az parlak ve kırmızı renk ışık kullanmaya çalışın(fenerlerin ucuna kırmızı selefon kağıt bağlamak iyi bir çözüm olabilir)
  • Göktaşı yağmurlarını oluşturan göktaşları, gökyüzünün belli bir takımyıldızı bölgesinden, saçılım bölgesi adı verilen bir alandan yayılıp genellikle kısa zamanda uzun yollar izlediği için gözlem için en ideal yöntem çıplak gözle gözlem yapmaktır. Geçiş süreleri birkaç saniye mertebesinde olduğu için göktaşlarını teleskop veya dürbüle yakalamak oldukça güç olacaktır.
  • Göktaşı yağmurunun saçılım bölgesi olan Kahraman takımyıldızını tespit etmek için gök atlasından(örneğin ücretsiz Sky Maps) ve ücretsiz Stellarium programından (www.stellarium.org ) yararlanabilirsiniz. Göktaşı yağmurlarının aktif olduğu dönemlerde gözlem yapıldığında gece boyunca, bir saatte gözlenebilecek göktaşı sayısı maksimuma ulaştığı güne kadar gittikçe artacak ve Kahraman Göktaşı Yağmuru için 12 Ağustos tarihinde(Salı akşamı) maksimuma ulaşacaktır. Bu tarih, bu yıl Dolunay’dan iki gün sonrasına denk geldiğinden en iyi ihtimalle saatte ancak ortalama 20-30 göktaşı gözlenebileceği belirtiliyor..
  • Göktaşı yağmuru gözlemini bireysel yapabileceğiniz gibi yakınlarınız ve etrafınızdaki insanlara yönelik ufak-çaplı bir etkinlik haline de getirebilirsiniz. Gece gözlem öncesinde, Kahraman Göktaşı Yağmuru ve kuyruklu yıldızlar hakkında( ya da ilgi çekebilecek herhangi bir astronomi konusunda) bir sunum da yapılabilir.
  • Gözlem sırasında uzun süre gökyüzünü takip edeceğinizden üzerinde oturabileğiniz rahat bir sandalye yada mat kullanılması, gece boyunca nispeten hareketsiz kalacağınız için de sıcak tutacak giysiler giymeye dikkat edilmesi gerekiyor.
  • Gözlem süresince belirli aralıklarla geçen göktaşları sayabilir ve bunların hangilerinin göktaşı yağmuru ile ilşkili hangilerinin başka yönlerden gelen farklılar olduğunu not edebilirsiniz. Bunun için yanınıza kalem kağıt almayı unutmayın. Bu bilgileri daha sonrasında Uluslararası Göktaşı Organizasyonu ile de paylaşabilirsiniz. (İnternet sitelerinden-nhttp://www.imo.net/visual/major - gözlem raporlarının formatı hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz)
Not: Bu yazı geçen yıllarda GökGünce'de çok benzer haliyle yayınlanmıştı; ufak bilgi ve tarih değişiklikleri ile tekrar yayınlıyorum...
5
yorum

29 Kasım 2013 Cuma

ISON’un beklenmedik ortaya çıkışı!

Dün akşam hepimiz nefesimizi tutmuş ISON’un Güneş’e en yakın geçişinden sağ kurtulup kurtulamayacağını bekliyorduk ki NASA’nın SDO uydularından gelen haberlerden kuyruklu yıldızın bu yakın geçişten tek parça halinde kurtulamadığını, çok yüksek bir olasılıkla parçalanıp dağıldığını öğrendik.. NASA’nın düzenlediği canlı yayında uzmanların umutsuz ses tonları ve çoğunun erkenden ayrılışı da bütün hepsine tuz biber ekmiş, biz de umudu kesip ISON’dan artık tarihe karışmış bir efsane olarak konuşmaya başlamıştık ki bugun SOHO uydusu tarafından birbirinden ilginç fotoğraflar yayınlandı! Fotoğraflarda parlak bir şekilde görüldüğü gibi ISON’un çekirdek kısmının bir kısmı kurtulmayı başarmıştı! İlk hesaplamalara göre bu parçanın oldukça küçük olduğu düşünülüyor olsa da parlaklığı herkese tekrar umut vermeyi başardı!

 

BaP4ABRCEAA-Suu.jpg large SOHO uydusundan alınan yukarıdaki görüntülerden Güneş’e yakın geçişi sırasında gözlenemeyen ISON’un Güneş’in arkasından çıkarak gittikçe uzaklaşıp parlaklaştığı gözlendi

 

ISON’un muhtemelen başına gelenleri, bütün geçişi izleyen kuyruklu yıldız uzmanı Karl Battams NASA’nın ISON Gözlem Kampanyası internet sayfasındaki son güncellemesinde kısaca şöyle özetliyor:

 

ISON Güneş’e doğru dalışa geçtiğinde, çok büyük olmasalar da ciddi boyutta parçalar kaybederek yavaş yavaş dağılmaya başladı. SOHO LASCO C2 görüntülerinde gördüğümüz gibi ince bir kuyruk şeklinde büyük bir tozun olduğunun kanıtı bulunuyor. Daha sonra, ISON taç küreye daldığında, parçalanmaya ve buharlaşmaya devam etti ve tıpkı 2011’de Lovejoy’da olduğu gibi etrafındaki haleyi ve kuyruğunu kaybetti. Ardından Güneş’in arkasından çıkan şey ise muhtemelen küçük de olsa şimdilik toz ve gaz yaymaya devam eden tek parça bir çekirdek.. Aslında, şu anda kuyruk tekrar büyümeye başlıyor, tıpkı Lovejoy’da da olduğu gibi.. Teorimizde eksik kısımlar olduğu kesin; fakat öyle görünüyor ki en azından ISON’un küçük bir kısmı tek parça olarak kalmaya başardı ve şu anda aktif olarak dışarıya gaz ve toz yayıyor. Eğer gerçekten bir çekirdek varsa, ne kadar büyük olduğunu,  ne kadar yaşayacağını, yaşayacaksa tekrar gökyüzünde görülüp görülemeyeceğini, görülse bile ne kadar parlak olacağını şimdilik bilmiyoruz..

 

Kısacası, şu anda bu konuda çalışan tüm bilim insanlarını ve konuyu takip eden herkesi şaşırtan, akıllarda onlarca soru işareti uyandıran bir astronomi olayı ile karşı karşıyayız ki bilimin de en güzel tarafı bu! Çoğu şey beklentilerinizin dışında bir davranış sergiliyor ve tam sonuca vardığınızı düşündüğünüzde hiç beklemediğiniz şekilde önünüze çözmeniz için birçok soru atıyor.. Bundan sonra, ISON’un Güneş’ten uzaklaşmasıyla parlaklığındaki değişim incelenerek neler olduğu ve olayların bundan sonra nasıl gelişeceği aydınlanacak.. Bunun için de birkaç gün daha geçmesi gerekiyor..

 

Bütün bu olayların gelişme sürecinde ISON’un başına gelenleri çok güzel özetleyen bir karikatürü paylaşmadan edemeyeceğim:

 

oort_cloud -Şu uzaktaki parlak noktayı fark ettin mi? – Evet, nedir ki acaba?

-Bilmem; bir gidip bakacağım

…

-Vay canına! Oraya sakın gitmeyin!

(Kaynak : xkcd)

 

Konuyla ilgili yayınlanan son haber ve raporlardan birkaçını aşağıda bulabilirsiniz.

 

Comet ISON May Have Survived  - NASA

Schrödinger's Comet – Carl Battams / NASA Comet ISON Observing Campaign

ISON Update for 22:00 UTC Nov. 28 – Bad Astronomy

0
yorum

28 Kasım 2013 Perşembe

Kuyruklu yıldız ISON’un kaderi bugün belirleniyor!

Güneş’e en yakın konumudan geçişi uzun zamandır beklenen kuyruklu yıldız ISON, bugün(28 Kasım 2013) Türkiye saati ile 20:44’de Güneş’i yaklaşık 1.2 milyon km uzaktan sıyırıp geçecek! Güneş’in yarıçapının 700 000 km olduğunu göz önüne alırsak bu geçişin ne kadar “yakın” ve “tehlikli” olduğunu anlayabiliriz. Günlerdir merakla beklenen ise ISON’un bu geçişten sonra hayatta kalıp kalamayacağı… ISON’un kaderi yaklaşık 12 saat içinde belirleniyor olacak!

 

20131127_1518_c3_1024 SOHO uydusu ile alınan en son fotoğraflardan birinde ISON sağ altta parlak bir şekilde Güneş’e doğru yol alırken görülüyor. sürekli güncellenen fotoğraflara uydunun sitesinden erişebilirsiniz.

 

ISON’un yakın geçişinde olacaklar için ortaya atılan üç temel senaryo var. Bunlardan biri kuyruklu yıldızın, Güneş’e yaklaştıkça Güneş’in şiddetli rüzgarları ve gittikçe etkisini arttıran radyasyon basıncı sebebiyle “buharlaşıp” ortadan kaybolması.. ISON’un büyüklüğü, bu olasılığın gerçekleşmesi için öne sürülen fiziksel büyüklüğün üzerinde olduğundan kuyruklu yıldızın bundan etkilenmeyeceği düşünülüyor. Buharlaşıp yok olma, Güneş’i sıyırıp geçen kuyruklu yıldızların büyük bir çoğunluğunun yaşadığı bir durum aslında. Güneş’i sürekli izleyen SOHO uydusu hemen her gün bu kuyruklu yıldızlardan birinin Güneş’e dalış yaptığı görüntüleri yakalıyor (Hatta bu gözlemlere siz de bilgisayarınız ve basit programlarla katkıda bulunabilirsiniz). Aşağıdaki videoda, Güneş’e yakın geçişi sırasında buharlaşıp yok olan bir kuyruklu yıldızın detaylı görüntüleri bulunuyor:

 

 

İkinci olasılık ise, ISON’un Güneş’e yaklaştıkça üzerinde artan gel-git kuvvetlerinin etkisiyle parçalara ayrılarak yok olması. Güneş’in devasa kütlesi sebebiyle, kendisine yaklaştıkça daha fazla hissedilen kütle çekim kuvveti kuyruklu yıldızının Güneş’e yakın kısmını, diğer tarafından çok daha fazla çekecek ve oluşan gerilim ISON’un dağılmasına neden olabilir.. Benzer bir durum 1994’de Jupiter’e çarpan ve canlı yayında tüm Dünya’nın izlediği ünlü kuyruklu yıldız Shoemaker-Levy 9’da görülmüştü.. Kuyruklu yıldız, Jupiter’e yaklaştıkça devasa kütle çekim kuvveti sebebiyle onlarca parçaya ayrılmıştı. Böyle bir senaryo da ISON’u bekleyenler arasında…

 

hst2

 Shoemaker-Levy 9’un Jupiter’e yaklaşırken gel-git kuvvetleri nedeniyle parçalara ayrılması Hubble Uzay Teleskobu tarafından görüntülenmişti

 

Son olasılık ise, hepimizin umutla beklediği gibi, ISON’un bu yakın geçişten hafif sıyrıklarla sağ çıkması.. Böyle bir durumda ISON 1 Aralık’tan itibaren sabah gökyüzünde yine parlak bir şekilde görülmeye başlayacak ve ardından 26 Aralık’ta Dünya’ya en yakın geçişine kadar hem sabaha karşı hem de Güneş battıktan hemen sonra muhtemelen çıplak gözle dahi görülebilecek. Bu son senaryo hiç örneği olmayan bir durum değil aslında.. 2011 yılında benzer bir şekilde, hatta ISON’dan çok daha yakın, geçiş yapan Lovejoy kuyruklu yıldızı sağ kalabilmişti. Güneş’e dalış anı ve arkadan geri çıkış görüntüleri aşağıdaki videoda:

 

 

Yukarıda bahsettiğim senaryolardan hangisinin gerçekleşeceği bu akşam belli olacak. Güneş’e en yakın konumu esnasında NASA, birçok bilim insanı ve bilim habercisinin katılacağı bir web konferansı düzenliyor olacak. Türkiye saati ile 20:00-22:30 arasında yapılacak konferansta uydulardan alınan gerçek zamanlı veriler uzmanlar tarafından değerlendirilerek hep beraber bu heyecanlı olay gözlenecek. Bu akşam bilgisayarımızın başından bu tarihi olaya tanıklık etme fırsatımız olacak.

 

NASA_Hangout 

NASA’nın bu akşamki yayınına NASA Hangout: Comet ISON Live sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Kuyruklu yıldıza dair son gelişmeleri aşağıdaki sayfalardan takip edebilirsiniz:

 

ISON Watch: A Post-Perihelion Viewing Guide – Universe Today

NASA Comet ISON Observing Campaign Blog

SpaceWeather Comet ISON Update

ISON Türkçe Kaynakları - GökGünce

2
yorum

23 Ocak 2012 Pazartesi

Güneş’te Patlama Dünya’da Görsel Şölen

Altı aydır yazmadığım göz önüne alındığında ancak böyle “sansasyonel” bir başlıkla ilgi çekebilirim herhalde! Ama bahsedeceğim olay başlığı fazlasıyla haklı çıkarabilecek nitelikte.. Şu sıralar Güneş’te ciddi bir hareketlenme var; hareketlenmeden kastım yüzeyinden uzaya fırlatılan milyonlarca parçacık ve görsel şöleni oluşturan, bunların bizim atmosferimizle etkileşmesi..

 

Güneş’in yüzeyindeki aktif bölgelerde manyetik alan çizgilerinin birbiriyle etkileşerek ortaya devasa enerjilerin çıkmasıyla çok büyük kütlelerde madde, Koronal Kütle Atımı (kısaca CME – Coronal Mass Ejection) şeklinde uzaya fırlatılıyor. Yoğun olarak plazma halde proton ve elektronlardan oluşan bu kütle atımları bir kerede 10 milyar tona yakın madde içerebiliyorlar. Saniyede binlerce kilometreye ulaşan hızlarda yol alan bu parçacıklar Dünya’ya ulaştıklarında Dünya’nın çevresindeki manyetik alanla etkileşip kutuplara doğru yönlendiriliyor ve atmosferdeki atomlarla çarpışarak Kuzey Işıkları ya da auroralar olarak bilinen muhteşem görüntüleri oluşturuyorlar (“Kuzey ışınları” talihsiz bir adlandırma, çünkü bunlar benzer şekilde güney yarım kürenin kutba yakın enlemlerinde de gözlenebiliyorlar).

 

19 Ocak’ta gerçekleşen CME’nin dün Dünya’ya ulaşmasıyla kutba yakın kuzey enlemlerdeki gözlemciler kuzey ışıklarını fotoğraflamaya başladılar ve sonuç olarak bugün birçok kaynaktan birbirinden büyüleyici rengarenk fotoğraf internette paylaşılmaya başlandı. Spaceweather ve Facebook’ta Aurora Borealis grubundaki fotoğrafların her biri bastırılıp duvara asmalık.. Favorilerim ise şu ikisi:

 

Aystein-Lunde-Ingvaldsen3Telif Hakkı : Øystein Lunde Ingvaldsen – Kuzey Norveç (Fotoğraf Spaceweather’dan alınmıştır)

 

aurora

Telif Hakkı : Kristín Jónsdóttir (Fotoğraf Aurora Borealis grubundan alınmıştır)

 

Tabii bununla bitmiyor.. Dünkü şölenin üzerine bugün de Güneş’in yüzeyinde çok büyük bir patlama ve ona eşlik eden bir CME gözlendi. Bu seferki hem de enerji skalasında X-ışınlarına denk gelen oldukça yüksek enerjili olanlarından; kısacası yarın Dünya’ya ulaşması beklenen CME dünkü görüntülerden çok çok daha renkli kareler vaad ediyor…

 

cme2

NASA’nın Güneş’i sürekli gözleyen uydularıyla alınan yukarıdaki görüntüde bugünkü kütle atımının ne kadar şiddetli olduğunu görebilirsiniz. (Ortadaki koyu daire Güneş, fakat çok parlak olduğu için bu fotoğraflarda özel bir teknik ile kapatılıp etrafındaki bölgeler görünür kılınıyor) Kaynak : Spaceweather

 

m9-solar-flare-jan-2012 23 Ocak’ta Güneş’te meydana gelen patlamanın detaylı görüntüsü ( Kaynak : NASA )

 

Yeni Aurora fotoğrafları için Spaceweather’daki Aurora galerisini ve Facebook’taki Aurora Borealis grubunu takipte olun! Bu yazıyı beğendiyseniz de aşağıdaki butonlarla sosyal ağınızda paylaşmayı ihmal etmeyin ;)

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki