kuyruklu yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuyruklu yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0
yorum

14 Ocak 2015 Çarşamba

Gökyüzünde Parlak bir Kuyrukluyıldız: Lovejoy

Rosetta görevi sayesinde, geçtiğimiz yılın en çok konuşulan astronomi başlıklarından biri olan kuyrukluyıldızlardan oldukça parlak birini kendi gözlerinizle görmeye ne dersiniz? 2014’de Avusturalya’lı amatör astronom Terry Lovejoy tarafından Pupa takımyıldızında keşfedilen, katalog ismi C/2014 Q2 olan fakat herkes tarafından Lovejoy Kuyrukluyıldızı olarak bilinen bu cisim Aralık ayının sonundan itibaren artık kuzey yarımküre gökyüzümüzü süslüyor. Şu anda olabileceği en yüksek parlaklık değeri olan belirtilen 3.8 kadir parlaklığı ile karanlık bir yerden çıplak gözle(herhangi bir optik alet kullanmadan) ya da şehirden basit bir dürbünle dahi seçilebilecek durumda!

 

263_2014Q2_22_12C

22 Aralık’ta Gerald Rhemann’ın çektiği müthiş Lovejoy fotoğrafı (Telif Hakkı: Gerald Rhemann)

 

Yapmanız gereken, saat 21:00’den sonra üstünüzü sıkı sıkı giyinip dışarı çıkarak yüzünüzü güneye dönüp kuzey gökyüzünün en büyük takımyıldızlarından biri olan Avcı(Orion)’ı bulmak. Ardından hemen onun sağ üstünde oldukça parlak sarı Aldeberan yıldızı ve yakınında çıplak gözle birkaç yıldızın bir arada seçilebildiği Ülker yıldız kümesini seçip, bu ikisiyle sağa doğru üçgen yapacak şekilde Lovejoy’u aramak. Kuyrukluyıldızı etraftaki nokta şeklindeki yıldızlardan farklı olarak ufak bir bulut şeklinde fark edeceksiniz. Aşağıdaki haritada Lovejoy’un Ocak ayı içinde gün gün konumu veriliyor. Kuyrukluyıldız, tıpkı gezegenler gibi Güneş etrafında bir yörüngede dolandığından konumu sürekli değişiyor. Hatta dikkatli gözler, bu değişimin birkaç saat içerisinde bile belirgin olduğunu fark edebilir.

 

1

Lovejoy kuyruklu yıldızının kabaca yerini gösteren Stellarium görüntüsü (14 Ocak 2015 saat 21:00 İstanbul)

 

S&T 05 starchart style [Converted]

Lovejoy’un Ocak ayı boyunca gökyüzünde izlyeceği yol sarı renkli eğri ile gösterilmiş. Eğri üzerindeki rakamlar günleri göstermekte (Kaynak: S&T Magazine).

 

Karanlık ve hareketsiz bir gökyüzü koşullarında gözlem yapabildiğiniz takdirde Lovejoy’un daha yoğun olarak seçilebilen ve koma olarak adlandırılan bölgesinin fotoğraflarda gördüğümüz yeşil rengini dahi seçebilirsiniz. Bu yeşil renk kuyruklu yıldızın yapısındaki diatomik-karbon moleküllerinin Güneş’in ultraviyole ışınlarıyla etkileşip yayınladıkları ışınımdan ve gözlerimizin de yeşil renge olan yüksek hassasiyetinden kaynaklanıyor.

 

30 Ocak’ta Güneş’e en yakın konumdan geçecek Lovejoy, ilerleyen günlerde bizden yavaş yavaş uzaklaşmasıyla parlaklığı giderek azalcak olsa da bizlere ve astronomi fotoğrafçılarına oldukça güzel görüntülere sunacak gibi duruyor. Lovejoy’u gözleyerek çıplak gözle bir kuyruklu yıldız görme fırsatını kaçırmayın derim; her sene en az bir  tane parlak kuyrukluyıldız İç Güneş Sistemini ziyaret etse de Lovejoy yörüngesi nedeniyle ancak 8000 yıl sonra tekrar geri dönecek!

 

Detaylar ve güncellemeler için Sky and Telescope Magazine’deki yazıyı takip edebilirsiniz:

1 yorum

25 Aralık 2014 Perşembe

Newton’un doğum günü için harika bir hediye!

25 Aralık tarihi Noel'in yanı sıra, aynı zamanda büyük İngiliz fizikçi Isaac Newton'un da doğum günü! Bilim tarihinde, tam da bu güne denk gelen hoş bir rastlantı söz konusu..

 

25 Aralık 1758 günü, Newton'un doğum gününe yaraşır müthiş bir olay gerçekleşir: Newton'un uzun yıllar boyunca kütle-çekim kuramının temel dayanaklarından birini oluşturan, yörüngesi üzerinde çalıştığı Halley kuyruklu yıldızı, teorik olarak tahmin edildiği üzere tekrar gözlenir!

 

15155814860_bd69ee2d49_c

Halley kuyruklu yıldızının 1835 geçişinden bir çizim. Kaynak: A Popular Treatise on Comets (1861) by James C. Watson (Kaynak: Public Domain Review)

 

Kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi'ndeki diğer gök cisimleri gibi eliptik yörüngelere sahip olduğunu ortaya atan Kepler'in ardından, Flamsteed ve Halley gibi gözlemciler yaptıkları detaylı gözlemlerle bahsi geçen eliptik yörüngelerin kuyruklu yıldızların gökyüzünde periyodik olarak görünmeleri ile ilişkili olduğunu iddia etmişlerdi. Halley, Newton'un kuramını kullanarak yaptığı hesaplamalarla 1531'de Peter Apian'ın, 1607'de Kepler'in, 1687'de Newton'un bizzat gözlediği kuyruklu yıldızların 76 yıl periyoda sahip aynı kuyruklu yıldız olduğunu, üstelik bunun 1758'de tekrar gözleneceğini ortaya atmıştı! Bu kuyruklu yıldız, ünlü Halley kuyruklu yıldızı idi..

 

İlginç bir tesadüftür ki 1758'de Newton'un doğum günü ile aynı takvim gününe denk gelen Halley kuyruklu yıldızının tekrar görünmesi, Newton'un  kütle-çekim kuramının en önemli testlerden birini geçtiğini göstermiştir. Her ne kadar bu önemli olaya Newton hayatı sırasında şahit olamasa da evren onun için  bir güzellik yapmış, ona harika bir doğum günü hediyesi vermiştir! Bu vesileyle: İyi ki doğdun Newton!

 

halley_kitapBu arada ilginç bir başka rastlantıdır ki, Halley kuyruklu yıldızının bizleri son ziyareti, ünlü Halley bisküvisine ismini verdiği ve Güneş’e en yakın geçişini yaptığı tarih Şubat 1986 tarihinin kendi doğum günüme rastlaması nedeniyle, bu kuyruklu yıldız ile ayrı bir ‘duygusal bağ’ kurduğumu itiraf etmeliyim! Geçtiğimiz aylarda çok yakın bir dostumun hediye ettiği, 1986’da Halley’in geçişi vesilesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nin yayınladığı, Muammer Dizer, Atila Özgüç, Tamer Ataç ve Levent Altaş’ın kaleme aldığı değerli kitabın da ismini anmak istedim.

 

Bu yazıya temel oluşturan detaylı yazı için: ‘A Birthday Present for Newton’ (Ether Wave Propoganda Blog)

4
yorum

11 Aralık 2014 Perşembe

Dünya Okyanuslarından Çok Farklı!

Rosetta uydusu, yörüngesinde bulunduğu 67P/Churyumov–Gerasimenko kuyruklu yıldızındaki su buharı üzerinde yaptığı analizlerde, kuyruklu yıldızların yapısındaki suyun Dünya okyanuslarındaki sudan epey farklı olduğunu ortaya koydu.

 

First_measurements_of_comet_s_water_ratio_node_full_image_2

Rosetta uydusunun kuyruklu yıldız üzerinde yaptığı ilk detaylı su ölçümlerinin sonuçları. Grafiğin büyük hali ve açıklaması bir alttaki görselde. (Kaynak: ESA)

 

Uzun zamandır astronomlar, Dünya'nın oluşumu sırasında yüksek sıcaklık nedeniyle yeteri kadar suyu tutamayacağını, günümüzde etrafımızda gördüğümüz su kütlesinin çeşitli asteroit ve kuyruklu yıldız çarpışmaları ile Dünyaya ulaştığını düşünüyorlar. Bu hipotezi kanıtlayacak en iyi yol ise sözü geçen asteroit ve kuyruklu yıldızların yapısındaki su ile Dünya üzerindekini karşılaştırmak. Rosetta'nın da yaptığı tam olarak bu! Görev ekibinin yaptığı son analizler sonucunda, kuyruklu yıldızlardaki su moleküllerindeki döteryum/hidrojen oranlarını (D/H ratio) karşılaştırıldığında, Dünya'da gözlenenden çok daha yüksek bir oranla karşılaşıldığı belirtiliyor. [Döteryum, bir tane fazla nötron taşıyayan hidrojen atomudur.]Bu bulgu ise, kuyruklu yıldızlar arasında yapılan bir sınıflandırmaya göre Jüpiter-ailesi kuyruklu yıldızlar sınıfına ait olan 67P/Churyumov–Gerasimenko'den beklenmeyen bir sonuç!

 

Deuterium-to-hydrogen_in_the_Solar_System

Güneş Sistemi’nin çeşitli üyelerindeki suyun döteryum/hidrojen(D/H) oranını gösteren yukarıdaki grafikte gezegenler ve uydular mavi, Asteroit kuşağı asteroitleri gri, Oort Kuşağı kaynaklı kuyruklu yıldızlar mor ve Jüpiter-ailesi kuyruklu yıldızlar ise soluk pembe ile işaretlenmiş. Rosetta’nın incelediği 67/P ise sağ üstte sarı ile gösterilmiş. Dünya(Earth) üzerinden çizilen çizgi üzerindeki Jüpiter-ailesi kuyruklu yıldızlarından hayli farklı bir orana sahip olan 67/P astronomları hayli şaşırtmış durumda. Yüksek çözünürlüklü hali için tıklayınız. (Kaynak: ESA)

 

Bunun öncesinde, aynı sınıftan bir başka kuyruklu yıldız olan 103P/Hartley 2 üzerinde yapılan ölçümler, Dünya'daki oranlara çok yakın oranlar vermiş ve bu kuyruklu yıldız ailesinin, dünyamızdaki okyanusların kaynağı olduğu fikrini desteklemişti. Yeni bulgular, olayın tahmin edilenden çok daha karmaşık olduğunun sinyalini veriyor.

 

Comet_on_20_November_NavCam_node_full_image_2

Rosetta üzerindeki NavCam kamerası ile kuyruklu yıldızın merkezinden 30.8 km yüksekten çekilen görüntü (20 Kasım 2014) (Kaynak: ESA)

 

Her halükarda, yapılan bu devrimsel ölçümle kuyruklu yıldızlar, Güneş Sistemi'nin oluşum ve ilk zamanlarına dair bildiklerimiz konusunda büyük bir adım daha atılmış bulunuyor. Sonuçlar bu hafta Science dergisinde yayınlanıyor olacak.

 

Detaylı rapor için: ESA Rosetta

0
yorum

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Kahraman(Perseid) Göktaşı Yağmuru-12 Ağustos

1862 yılının 15 Temmuz’unda, en büyük tutkusu çocukluktan beri kuyruklu yıldızlar olan Lewis Swift 4,5 inçlik mercekli teleskobunu Zürafa takımyıldızına yönlendirmişti ki elindeki yıldız haritasında olmayan, yeni bir kuyruklu yıldız keşfettiğini fark etti. Üç gece sonra Harvard Koleji Gözlemevi’nden gözlem yapan Horace P. Tuttle da aynı kuyruklu yıldızı gözleyip not etmişti. Yapılan detaylı hesapalrla, bundan sonra kaşiflerinin soyisimlerine atfen Swift-Tuttle olarak anılacak olan kuyruklu yıldızın 133 yılda bir Dünya’yı ziyaret eden Halley-tipi( periyot ~ 200 yıl) bir kuyruklu yıldız olduğu anlaşıldı. Ardından dört yıl sonra Giovanni Schiaparelli kuyruklu yıldızlar ile göktaşı yağmuları olarak bilinen, gökyüzünde belli bir takımyıldızından kaynaklanıyormuş gibi görünen yoğun göktaşı olaylarının birbiriyle bağlantılı olduğunu iddia ederek, örnek olarak Swift-Tuttle kuyruklu yıldızı ile Kahraman Göktaşı Yağmurunu vermişti.

Kuyruklu yıldızlar yörüngelerinde hareket ederken, özellikle Güneş’e yaklaştıklarında çekirdek kısımları aktif hale gelir; çoğu zaman arkalarında gaz ve tozdan meydana gelen bir kuyruk oluşturur ve yol boyunca birçok kalıntı bırakırlar. Gezegenimiz de bu kalıntıların arasından geçtiğinde göktaşı yağmurları adı verilen etkileyici gök olayları meydana gelir. Bunun öncesinde en son 1990’larda geri dönen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının kalıntıları arasından Dünya her yıl Temmuz-Ağustos aylarında geçiyor ve bu kalıntılar gökyüzünde Kahraman(Perseus) takımyıldızı yönünde olduğundan dolayı sanki göktaşları o takımyıldızının içinden fırlayıp geliyormuş gibi görünür ve Kahraman Göktaşı Yağmuru(Perseidler) olarak isimlendirilir. En etkili olduğu 8-14 Ağustos tarihleri arasında göktaşı etkinliğinin maksimuma ulaştığı 12 Ağustos Salı akşamı Kahraman Göktaşı Yağmuru saatte 50-60 göktaşına kadar ulaşabilir. Fakat bu yıl, göktaşı yağmurunun en yüksek seviyeye ulaştığı gecede Dolunay evresinden daha yeni çıkan Ay, gece boyunca gözlemcilere eşlik ediyor olacak ve bu da gözlenebilecek göktaşı sayısıcı ciddi anlamda düşürecek. Bu nedenle karanlık bir yerde gece boyunca saatte ortalama ancak 20-30 göktaşı gözlenebileceği öngörülüyor. Göktaşı sayısı az olsa da özellikle arada geçen ‘ateş topları’ Ay’a rağmen etkileyici görüntüler oluşturacaktır.

image[6]
Kahraman Göktaşı Yağmuru sırasında uzun pozlama ile elde edilmiş bir görüntü. Göktaşlarının geliş doğrultuları uzatıldığında hepsinin Kahraman Takımyıldızı bölgesinden geliyormuş gibi görünüyor. (Kaynak : İtalyan Amatör Gökbilimciler Birliği )

Kalıntıları oluşturan akıntının Güneş’in etrafındaki ters yöndeki hareketi sebebiyle Kahraman Göktaşları oldukça hızlıdırlar (yaklaşık 66 km/s ) ve atmosferle etkileştiklerinde arkalarında çok parlak ve kalıcı izler bırakabilirler.

Göktaşı yağmurları sırasında, gökyüzündeki en parlak yıldızdan dahi daha fazla parlak görünen bir göktaşı, çoğu zaman avucunuzun içine aldığınızda zorlukla görebileceğiniz büyüklükte bir toz parçasından ibarettir. Birkaç milimetre büyüklüğündeki bu toz parçaları atmosfere yüksek hızla girdiklerinde maruz kaldıkları sürtünme nedeniyle kısa sürede sıcaklıkları 2000 santigrad derece üzerine çıkar ve yavaş yavaş parçalanıp etraftaki hava molekülleri ile çarpışmaya başlarlar; bu çarpışmalar sonucunda arkalarında birçok elektron ve iyon bırakırlar. Yüksek sıcaklıkları ve etraflarındaki uyarılmış hava moleküllerinin kararlı hale geçmesi nedeniyle de gökyüzünde parlak izler olarak gördüğümüz ışımayı yaparlar.

Perseids-2011-composite-NASA-TR_edited-1
NASA’nın  tüm gökyüzünü gözleyen kameraları tarafından görüntülenmiş parlak Perseidlerden bir derleme (Kaynak: NASA)

Kahraman Göktaşı Yağmurunu en aktif olduğu dönemde(8-14 Ağustos) gözlemek için gece 22:00’den sonra kuzey doğu yönüne baktığınızda göreceğiniz “W harfi” şeklindeki Kraliçe takımyıldızının hemen altında Kahraman takımyıldızını bulabilirsiniz.

perseid
Saat 23:00’de kuzeydoğu yönünde yükselen Kahraman Takımyıldızı ve o bölgeden gökyüzüne yayılıyormuş gibi görünen göktaşlarının çıkış doğrultusu kabaca kırmızı çizgilerle belirtilmiş

GÖKTAŞI YAĞMURUNU GÖZLEMEK
  • Göktaşı yağmurlarını gözlemenin en önemli şartlarından biri oldukça karanlık, ışık kirliliğinden uzak bir bölgede gözlem yapmaktır. Göktaşı yağmurunun en aktif olduğu günlerde dahi şehirden yapılan gözlemlerde çok düşük bir ihtimalle de olsa ancak çok parlak olan göktaşları gözlenebilir. Şehir dışında, karanlık bir bölgede gözleriniz karanlığa uyum sağladığında en sönüğünden ateştopu olarak adlandırılan en parlaklarına kadar saatte onlarca göktaşı gözleyebilirsiniz. Gözlemler sırasında gözünüzün karanlığa uyumunu bozmamak için mümkün olduğunca az parlak ve kırmızı renk ışık kullanmaya çalışın(fenerlerin ucuna kırmızı selefon kağıt bağlamak iyi bir çözüm olabilir)
  • Göktaşı yağmurlarını oluşturan göktaşları, gökyüzünün belli bir takımyıldızı bölgesinden, saçılım bölgesi adı verilen bir alandan yayılıp genellikle kısa zamanda uzun yollar izlediği için gözlem için en ideal yöntem çıplak gözle gözlem yapmaktır. Geçiş süreleri birkaç saniye mertebesinde olduğu için göktaşlarını teleskop veya dürbüle yakalamak oldukça güç olacaktır.
  • Göktaşı yağmurunun saçılım bölgesi olan Kahraman takımyıldızını tespit etmek için gök atlasından(örneğin ücretsiz Sky Maps) ve ücretsiz Stellarium programından (www.stellarium.org ) yararlanabilirsiniz. Göktaşı yağmurlarının aktif olduğu dönemlerde gözlem yapıldığında gece boyunca, bir saatte gözlenebilecek göktaşı sayısı maksimuma ulaştığı güne kadar gittikçe artacak ve Kahraman Göktaşı Yağmuru için 12 Ağustos tarihinde(Salı akşamı) maksimuma ulaşacaktır. Bu tarih, bu yıl Dolunay’dan iki gün sonrasına denk geldiğinden en iyi ihtimalle saatte ancak ortalama 20-30 göktaşı gözlenebileceği belirtiliyor..
  • Göktaşı yağmuru gözlemini bireysel yapabileceğiniz gibi yakınlarınız ve etrafınızdaki insanlara yönelik ufak-çaplı bir etkinlik haline de getirebilirsiniz. Gece gözlem öncesinde, Kahraman Göktaşı Yağmuru ve kuyruklu yıldızlar hakkında( ya da ilgi çekebilecek herhangi bir astronomi konusunda) bir sunum da yapılabilir.
  • Gözlem sırasında uzun süre gökyüzünü takip edeceğinizden üzerinde oturabileğiniz rahat bir sandalye yada mat kullanılması, gece boyunca nispeten hareketsiz kalacağınız için de sıcak tutacak giysiler giymeye dikkat edilmesi gerekiyor.
  • Gözlem süresince belirli aralıklarla geçen göktaşları sayabilir ve bunların hangilerinin göktaşı yağmuru ile ilşkili hangilerinin başka yönlerden gelen farklılar olduğunu not edebilirsiniz. Bunun için yanınıza kalem kağıt almayı unutmayın. Bu bilgileri daha sonrasında Uluslararası Göktaşı Organizasyonu ile de paylaşabilirsiniz. (İnternet sitelerinden-nhttp://www.imo.net/visual/major - gözlem raporlarının formatı hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz)
Not: Bu yazı geçen yıllarda GökGünce'de çok benzer haliyle yayınlanmıştı; ufak bilgi ve tarih değişiklikleri ile tekrar yayınlıyorum...
0
yorum

6 Ağustos 2014 Çarşamba

COSPAR Konferansından İzlenimler - II

Toplantıyı yarılarken ve benim de ayrılmama bir gün kala, geçen dört gün boyunca COSPAR’da edindiğim izlenimleri paylaşmaya devam ediyorum.

 

Dört gün boyunca katıldığım seminerler, disiplinler-arası konuşmalar, açılış seremonisi ve bir ‘iş toplantısı’ndan gözlediğim kadarıyla COSPAR organizasyonu standart bir akademik toplantının çok çok ötesinde, uzay bilim ve teknolojilerinin paylaşımının yapıldığı, bu konudaki araştırmaların gündeminin belirlendiği ve alandaki profesyonelleri çeşitli paneller ve toplantılarla bir araya getirerek birliktelik ve ortaklıklarının artmasını sağlayan, zamanında Rusya’nın öncülük ettiği ve günümüzde NASA, ESA ve JAXA’nın götürdüğü ‘Uzay Çağı’ vizyonunu şekillendiren bir organizasyon. COSPAR’ın açılımı ise: 'Committee on Space Research’. Bunun ışığında toplantıda bu konsepte uyan uzay araştırmalarından bilimsel gözlemlere, uzay ortamına insanların ve hayvanların uyumundan, Güneş Sistemi keşiflerine kadar her türlü konu konuşuluyor. Bu vizyonu, geçen günler boyunca programa eklenen ekstra etkinlikler ve organizasyonların içeriğinden de görmek kolaylıkla mümkün.

 

cospar_2014_banner

 

Programın açılış günü, üniversitenin dev seramoni salonunda toplanan katılımcıları Rus Bilimler Akademisi başkanı karşılayıp ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki kozmonotlardan COSPAR için gönderilen mesajın dinletilmesi en etkileyici şeydi belki de.. Olayın boyutunu ve kapsamını çok güzel şekilde ifade ediyor bu sembolik olay..  Ardından uzay araştırmalarına katkı koymuş önde gelen bilim insanlarına ödüller verilerek bunun kırk yıldır süren bir geleneğin devamı olduğu ortaya kondu.

 

Toplantıdaki konuşmalara gelirsek; gün içerisinde katıldığım yüksek enerji astrofiziği konuşmalarının yanında, bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere fırsat buldukça farklı alanlarda, özellikle gezegen araştırmaları konusunda, konuşmalara girip dinlemeye çalışıyorum. Özellikle bu yazıda gezegen araştırmaları konuşmalarında gözüme çarpan birkaç şeyi paylaşacağım. Bunlardan biri olan, Cassini uydusunun on yıllık programını özetleyen ve NASA’dan görevin sorumlulularından birinin verdiği konuşma gerçekten ufuk açıcıydı.. Görevin gönderilişinden on yıl boyunca elde ettiği müthiş sonuçlara kadar tüm gelişmeleri ele alan konuşmanın son kısmında görevin geleceği ve bundan sonraki bilimsel hedeflere de değinildi. Uydunun, uzatılmış görev ile iki yıl boyunca Satürn’ün kutup bölgelerini ve uydusu Titan’ı detaylı bir şekilde inceleyip görev sonunda Satürn’ün atmosferine kamikaze dalış yapacağını öğrendik (Cassinin 10. yılı anısına hazırlanan ‘En iyi 10 fotoğraf’ seçkisi için tıklayınız).

 

Cassini uydusunun son görevi için JPL tarafından hazırlanmış muhteşem video!

 

İkinci bir konuşma ise Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın 2022’deki JUICE(Jupiter Icy Moon Explorer) adındaki, Jüpiter’i ve özellikle buz uyduları Europa ve Ganymede’i inceleyecek uydu görevinden bahseden konuşma.. Alman konuşmacı, görevin mühendislik tasarımından sorumlu kişi ve görevin teknik tasarımından bilimsel hedeflerine kadar çok detaylı, muhteşem bir konuşma verdi. Konuşmada Jupiter’in dört uydusundan en büyüğü(hatta Güneş Sistemindeki en büyük uydu da diyebiliriz) Ganymede’nin yüzeyinin altında da sudan oluşan bir okyanus olduğu fikrini ilk defa duyma fırsatım oldu.. Görev, özellikle buz uydulara yönelmiş durumda çünkü bu uyduların yüzeyinin altında olduğu düşünülen okyanuslar, Dünya dışında organik yaşamın olabileceği en yüksek ihtimalli bölgeler olarak görülüyor. JUICE’nin 2028’de Jupiter’e ulaşıp göreve başlaması planlanıyor.

 

juice20130221-640 Jupiter ve Europa’yı hedefleyen JUICE görevinin temsili gösterimi (Telif Hakkı: ESA/AOES)

 

Üçüncü konuşma ise gene Jupiter’e 2021’de gönderilmesi planlanan Europa Clipper görevi. Daha bütçesi onaylanmamış bir proje olsa da bilimsel hedefle ve teknik tasarımıyla epey iddialı bir proje Europa Clipper projesi. Sunuşu NASA JPL’de görevden sorumlu bir kişi verdi. JUICE görevi ile hem zaman olarak hem de bilimsel hedefler anlamında oldukça çakışan bu görev Europa yüzeyine çok çok yakın geçişlerle hem yüzey hem de yüzey altı okyanusları inceleyecek. Görev onaylanırsa, 2027’de Jupiter yörüngesinde olacak.

 

Son olarak bugün kuyruklu yıldız(KY) 67P/Churyumov–Gerasimenko'nun yörüngesine oturan Rosetta uydusunun, yörüngeye oturtuluşu toplantının öğlen arasında büyük bir oditoryumda ESA’nin görev yönetim merkezinden canlı olarak yayınlandı ve bizler de katılımcılar olarak izleme fırsatı yakaladık. Son dönemlerin en çığır açıcı görevlerinden biri olan Rosetta, geçtiğimiz aylarda uzun uykusundan uyandırılmış ve kuyruklu yıldıza gittikçe yakınlaşmaya başlamıştı. Bugün itibariyle yörüngeye oturan Rosetta artık KY’nin etrafında dolanıp detaylı görüntüler elde edecek ve Kasım itibariyle de KY’nin yüzeyine bir sonda indirecek ki bu asrın olayı olabilir! Konuyla ilgili geçmişte bir yazı yazmıştım[Rosetta-Bir Kuyrukluyıldızın Yüzeyine İnmek], incelemek isteyenler oradan da bilgi alabilir.

 

Comet_on_3_August_2014_large

Rosetta uydusunun bu hafta çekilen görüntüsü ilginç bir şekilde KY’nın iki parçalı yapısını gösteriyor (Telif Hakkı: ESA)

 

Comet_details_node_full_image_2

Rosetta’nın bugün gönderdiği yakın görüntü, şu ana kadar bir kuyruklu yıldız yüzeyine dair alınan  en detaylı görüntü özellipği taşıyor.. Kasım ayında yüzeyden de görüntüler gelecek! (Telif Hakkı: ESA)

 

Özellikle bu konuşmaları seçerek uzun uzun anlatmamın sebebi bir taraftan COSPAR’ın vizyonu ışığında bu çalışmaların yarattığı heyecan ve bu tip uzun soluklu bilimsel projelerin altında yatan devasa emek, bilgi ve bütçeye dikkat çekmek.. Heyecan kısmında, katıldığım tüm gezegen bilim sunumlarında gözlediğim, konuyla ilgili çalışan bilim insanlarına tıpkı 1600’lerde coğrafi keşiflerde hakim olan ‘keşfetme hazzının’ hakim olduğunu ve bu heyecanlarını saklayamadıklarını itiraf edebilirim. Bu samimi his, günümüz standart bilim yapma anlayışından epey farklı görünüyor bana ve bunu kenara not ediyorum.. İkincisi, yirmi-otuz senelerden, milyarlarca dolardan bahsedilen bu devasa projelerin altındaki alt yapı ve bilgi-deneyime hayran kalmaktan başka bir şey yapamıyorum.. Düşünün 1990’larda konuşulmaya başlanan Rosetta görevi, tasarlanıp 2004’te fırlatılıyor ve 2014’de hedefine varıyor.. Nasıl bir planlama, disiplin ve stabil fon desteği var arkasında hayal edin.. Üzerine çok düşünülesi ve kendi adımıza pay çıkarılması gereken konular ama kendi adımıza zerre umutlu olduğumu söyleyemem buradaki sistematiği az-çok kestirdikten sonra..

0
yorum

15 Ocak 2014 Çarşamba

Rosetta – Bir Kuyruklu Yıldızın Yüzeyine İnmek!

Geçtiğimiz aylardaki “asrın kuyruklu yıldızı” ISON’un dramatik sonu, birden herkesin ilgisini Güneş Sistemi’nin bu en yaşlı üyeleri olan kuyruklu yıldızlara yönlendirdi. Her ne kadar ISON hikayesi “mutlu son” ile bitmemiş olsa da bu yıl bizi bekleyen çok daha heyecan verici bir görev var : Avrupa Uzay Ajansı(ESA)’nın Rosetta Görevi! Bu görevle 67P/Churymov-Gerasimenko adlı kuyruklu yıldızın yüzeyine iniş yapılması planlanıyor! Bu plan, kesinlikle şu ana kadar astronomide duyduğum en olağanüstü ve heyecan verici hedeflerden biri ve bunun için sadece Kasım ayına kadar beklememiz gerekecek!

 

Rosetta_-_the_comet_chaser

 

Rosetta görevi 90’ların sonlarında planlanmaya başlanarak, uzun hazırlıklardan sonra 2004’de uzaya gönderilmişti.. O tarihten beri Rosetta, hedefi olan kuyruklu yıldıza ulaşmak için Mars ve Dünya etrafında birden çok kütle-çekim manevraları yaparak kazandığı enerji ile randevusuna doğru yol alıyor. Bu arada Meteor kuşağından iki kere geçmek durumunda kalan uzay aracı, 2010’da asteroid Lutetia’nın üç bin kilometre yakınından geçerek yüzeyinin detaylı fotoğraflarını çekmişti.. Bu ek görevin ardından 2011’de güç kullanımını en alt seviyeye çekmek amacıyla Rosetta uyku-moduna geçirildi ve o zamandan beri uzayın karanlık ve sessizliğinde uykusunu sürdürüyor… Hedefi olan kuyruklu yıldıza yönelik son manevrayı yapmak amacıyla Rosetta bu ay, yani Ocak ayının 20’sinde Dünya’dan gönderilecek bir sinyal ile uyandırılıyor olacak!

 

Rosetta’nın uyanma öyküsü

 

Ağustos ayında kuyruklu yıldıza varacak olan Rosetta, etrafında yörüngeye girerek Kasım ayında da yüzeyine Philae adındaki sondayı indirecek. Bir kuyruklu yıldızın yüzeyine bu ilk kontrollü iniş, astronomi tarihinde kesinlikle en önemli olaylardan biri olacak! İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından beri gökyüzündeki etkileyici görünüşleri nedeniyle kimi zaman korku ve dehşet, kimi zaman da hayret ve keşif hazzı uyandıran bu görkemli gökcisimlerini doğrudan üzerine inerek incelemek tam anlamıyla bilimkurgu senaryosu değil de ne?

 

Rosetta uzay aracı üzerindeki yüzey iniş sonrası Philae’nın kuyuruklu yıldız yüzeyine iniş benzetimi

 

Rosetta’nın 20 Ocak’ta uykusundan uyandırılması için ESA tüm herkesi, Rosetta için “uyandırma mesajı” göndermeye çağırıyor. 20 Ocak’a kadar mesajınızı kendi dilinizde kayıt ederek görevin internet sayfasına gönderebilirsiniz. Beğenilen videolar için birçok ödül var ve en iyi video sahibini de Almanya’da Rosetta Görev Merkezi’ni ziyaret bekliyor! Kişisel olarak ya da okulunuzda öğrencileriniz ile birlikte bu yarışmaya katılabilirsiniz.

 

Alman Uzay Ajansı’nın Rosetta hakkında hazırladığı harika kısa film

 

Yıl boyunca bu görev ile ilgili GökGünce’de birçok yazı ve haber paylaşacağım.. Takipte kalın..

 

Detaylı bilgi için:

ESA Science – Rosetta Mission

NASA ScienceCast – Mission to LAnd on a Comet

5
yorum

29 Kasım 2013 Cuma

ISON’un beklenmedik ortaya çıkışı!

Dün akşam hepimiz nefesimizi tutmuş ISON’un Güneş’e en yakın geçişinden sağ kurtulup kurtulamayacağını bekliyorduk ki NASA’nın SDO uydularından gelen haberlerden kuyruklu yıldızın bu yakın geçişten tek parça halinde kurtulamadığını, çok yüksek bir olasılıkla parçalanıp dağıldığını öğrendik.. NASA’nın düzenlediği canlı yayında uzmanların umutsuz ses tonları ve çoğunun erkenden ayrılışı da bütün hepsine tuz biber ekmiş, biz de umudu kesip ISON’dan artık tarihe karışmış bir efsane olarak konuşmaya başlamıştık ki bugun SOHO uydusu tarafından birbirinden ilginç fotoğraflar yayınlandı! Fotoğraflarda parlak bir şekilde görüldüğü gibi ISON’un çekirdek kısmının bir kısmı kurtulmayı başarmıştı! İlk hesaplamalara göre bu parçanın oldukça küçük olduğu düşünülüyor olsa da parlaklığı herkese tekrar umut vermeyi başardı!

 

BaP4ABRCEAA-Suu.jpg large SOHO uydusundan alınan yukarıdaki görüntülerden Güneş’e yakın geçişi sırasında gözlenemeyen ISON’un Güneş’in arkasından çıkarak gittikçe uzaklaşıp parlaklaştığı gözlendi

 

ISON’un muhtemelen başına gelenleri, bütün geçişi izleyen kuyruklu yıldız uzmanı Karl Battams NASA’nın ISON Gözlem Kampanyası internet sayfasındaki son güncellemesinde kısaca şöyle özetliyor:

 

ISON Güneş’e doğru dalışa geçtiğinde, çok büyük olmasalar da ciddi boyutta parçalar kaybederek yavaş yavaş dağılmaya başladı. SOHO LASCO C2 görüntülerinde gördüğümüz gibi ince bir kuyruk şeklinde büyük bir tozun olduğunun kanıtı bulunuyor. Daha sonra, ISON taç küreye daldığında, parçalanmaya ve buharlaşmaya devam etti ve tıpkı 2011’de Lovejoy’da olduğu gibi etrafındaki haleyi ve kuyruğunu kaybetti. Ardından Güneş’in arkasından çıkan şey ise muhtemelen küçük de olsa şimdilik toz ve gaz yaymaya devam eden tek parça bir çekirdek.. Aslında, şu anda kuyruk tekrar büyümeye başlıyor, tıpkı Lovejoy’da da olduğu gibi.. Teorimizde eksik kısımlar olduğu kesin; fakat öyle görünüyor ki en azından ISON’un küçük bir kısmı tek parça olarak kalmaya başardı ve şu anda aktif olarak dışarıya gaz ve toz yayıyor. Eğer gerçekten bir çekirdek varsa, ne kadar büyük olduğunu,  ne kadar yaşayacağını, yaşayacaksa tekrar gökyüzünde görülüp görülemeyeceğini, görülse bile ne kadar parlak olacağını şimdilik bilmiyoruz..

 

Kısacası, şu anda bu konuda çalışan tüm bilim insanlarını ve konuyu takip eden herkesi şaşırtan, akıllarda onlarca soru işareti uyandıran bir astronomi olayı ile karşı karşıyayız ki bilimin de en güzel tarafı bu! Çoğu şey beklentilerinizin dışında bir davranış sergiliyor ve tam sonuca vardığınızı düşündüğünüzde hiç beklemediğiniz şekilde önünüze çözmeniz için birçok soru atıyor.. Bundan sonra, ISON’un Güneş’ten uzaklaşmasıyla parlaklığındaki değişim incelenerek neler olduğu ve olayların bundan sonra nasıl gelişeceği aydınlanacak.. Bunun için de birkaç gün daha geçmesi gerekiyor..

 

Bütün bu olayların gelişme sürecinde ISON’un başına gelenleri çok güzel özetleyen bir karikatürü paylaşmadan edemeyeceğim:

 

oort_cloud -Şu uzaktaki parlak noktayı fark ettin mi? – Evet, nedir ki acaba?

-Bilmem; bir gidip bakacağım

…

-Vay canına! Oraya sakın gitmeyin!

(Kaynak : xkcd)

 

Konuyla ilgili yayınlanan son haber ve raporlardan birkaçını aşağıda bulabilirsiniz.

 

Comet ISON May Have Survived  - NASA

Schrödinger's Comet – Carl Battams / NASA Comet ISON Observing Campaign

ISON Update for 22:00 UTC Nov. 28 – Bad Astronomy

0
yorum

28 Kasım 2013 Perşembe

Kuyruklu yıldız ISON’un kaderi bugün belirleniyor!

Güneş’e en yakın konumudan geçişi uzun zamandır beklenen kuyruklu yıldız ISON, bugün(28 Kasım 2013) Türkiye saati ile 20:44’de Güneş’i yaklaşık 1.2 milyon km uzaktan sıyırıp geçecek! Güneş’in yarıçapının 700 000 km olduğunu göz önüne alırsak bu geçişin ne kadar “yakın” ve “tehlikli” olduğunu anlayabiliriz. Günlerdir merakla beklenen ise ISON’un bu geçişten sonra hayatta kalıp kalamayacağı… ISON’un kaderi yaklaşık 12 saat içinde belirleniyor olacak!

 

20131127_1518_c3_1024 SOHO uydusu ile alınan en son fotoğraflardan birinde ISON sağ altta parlak bir şekilde Güneş’e doğru yol alırken görülüyor. sürekli güncellenen fotoğraflara uydunun sitesinden erişebilirsiniz.

 

ISON’un yakın geçişinde olacaklar için ortaya atılan üç temel senaryo var. Bunlardan biri kuyruklu yıldızın, Güneş’e yaklaştıkça Güneş’in şiddetli rüzgarları ve gittikçe etkisini arttıran radyasyon basıncı sebebiyle “buharlaşıp” ortadan kaybolması.. ISON’un büyüklüğü, bu olasılığın gerçekleşmesi için öne sürülen fiziksel büyüklüğün üzerinde olduğundan kuyruklu yıldızın bundan etkilenmeyeceği düşünülüyor. Buharlaşıp yok olma, Güneş’i sıyırıp geçen kuyruklu yıldızların büyük bir çoğunluğunun yaşadığı bir durum aslında. Güneş’i sürekli izleyen SOHO uydusu hemen her gün bu kuyruklu yıldızlardan birinin Güneş’e dalış yaptığı görüntüleri yakalıyor (Hatta bu gözlemlere siz de bilgisayarınız ve basit programlarla katkıda bulunabilirsiniz). Aşağıdaki videoda, Güneş’e yakın geçişi sırasında buharlaşıp yok olan bir kuyruklu yıldızın detaylı görüntüleri bulunuyor:

 

 

İkinci olasılık ise, ISON’un Güneş’e yaklaştıkça üzerinde artan gel-git kuvvetlerinin etkisiyle parçalara ayrılarak yok olması. Güneş’in devasa kütlesi sebebiyle, kendisine yaklaştıkça daha fazla hissedilen kütle çekim kuvveti kuyruklu yıldızının Güneş’e yakın kısmını, diğer tarafından çok daha fazla çekecek ve oluşan gerilim ISON’un dağılmasına neden olabilir.. Benzer bir durum 1994’de Jupiter’e çarpan ve canlı yayında tüm Dünya’nın izlediği ünlü kuyruklu yıldız Shoemaker-Levy 9’da görülmüştü.. Kuyruklu yıldız, Jupiter’e yaklaştıkça devasa kütle çekim kuvveti sebebiyle onlarca parçaya ayrılmıştı. Böyle bir senaryo da ISON’u bekleyenler arasında…

 

hst2

 Shoemaker-Levy 9’un Jupiter’e yaklaşırken gel-git kuvvetleri nedeniyle parçalara ayrılması Hubble Uzay Teleskobu tarafından görüntülenmişti

 

Son olasılık ise, hepimizin umutla beklediği gibi, ISON’un bu yakın geçişten hafif sıyrıklarla sağ çıkması.. Böyle bir durumda ISON 1 Aralık’tan itibaren sabah gökyüzünde yine parlak bir şekilde görülmeye başlayacak ve ardından 26 Aralık’ta Dünya’ya en yakın geçişine kadar hem sabaha karşı hem de Güneş battıktan hemen sonra muhtemelen çıplak gözle dahi görülebilecek. Bu son senaryo hiç örneği olmayan bir durum değil aslında.. 2011 yılında benzer bir şekilde, hatta ISON’dan çok daha yakın, geçiş yapan Lovejoy kuyruklu yıldızı sağ kalabilmişti. Güneş’e dalış anı ve arkadan geri çıkış görüntüleri aşağıdaki videoda:

 

 

Yukarıda bahsettiğim senaryolardan hangisinin gerçekleşeceği bu akşam belli olacak. Güneş’e en yakın konumu esnasında NASA, birçok bilim insanı ve bilim habercisinin katılacağı bir web konferansı düzenliyor olacak. Türkiye saati ile 20:00-22:30 arasında yapılacak konferansta uydulardan alınan gerçek zamanlı veriler uzmanlar tarafından değerlendirilerek hep beraber bu heyecanlı olay gözlenecek. Bu akşam bilgisayarımızın başından bu tarihi olaya tanıklık etme fırsatımız olacak.

 

NASA_Hangout 

NASA’nın bu akşamki yayınına NASA Hangout: Comet ISON Live sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Kuyruklu yıldıza dair son gelişmeleri aşağıdaki sayfalardan takip edebilirsiniz:

 

ISON Watch: A Post-Perihelion Viewing Guide – Universe Today

NASA Comet ISON Observing Campaign Blog

SpaceWeather Comet ISON Update

ISON Türkçe Kaynakları - GökGünce

0
yorum

21 Kasım 2013 Perşembe

ISON Yörüngesi Kağıt Modeli!

Kağıt katlamasını sever misiniz? Peki kuyruklu yıldızları? İkisini bir araya getirebilecek bir önerim var meraklılarına; ISON kuyruklu yıldızının yörüngesini gösteren kağıt bir model yapmak!

 

ISON, bir yılı aşkın süredir meraklıları tarafından merakla beklenen ve 28 Kasım’da Güneş’e çok yakın bir konumdan geçecek bir kuyruklu yıldız.. Başka bir gezegende yaşamıyorsanız muhtemelen internette ya da gazetelerde bu kuyruklu yıldıza dair birçok şey duymuşsunuzdur. Güneş’e gittikçe yaklaştığından son günlerde özellikle parlaklığında çok ciddi bir artış söz konusu ve arkasındaki kuyruğun gelişimi fotoğrafçıların harika pozlar yakalamasına imkan tanıyor (En güncel gelişmeleri ve fotoğrafları ISON news sayfadan takip edebilirsiniz).

 

BZJMpaQCYAEnah_.jpg large ISON’un 15 Kasım’da Damian Peach tarafından çekilmiş fotoğrafı

 

Comet-ISON-November-21 ISON’un bugün itibariyle güneş etrafındaki yörüngesindeki konumu.. Bu modeli interaktif olarak Comet ISON 2013 sitesinden inceleyebilirsiniz.

 

ISON’un Güneş’in çok çok yakınından geçeceği yörüngesini, masanızın üzerinde görsel bir model olarak görmek istiyorsanız, Japon ISON gözlem kampanyası sitesindeki modeli renkli ya da renksiz olarak indirip, 200-250 gr ağırlığında bir kağıda basarak sitede yer alan yönergeleri izleyerek kesip katlayıp yapıştırmanız yeterli.

 

ison_model_2

 

 

ison_model Kendi yaptığım ISON yörüngesi modeli.. Sağda ise önümüzdeki ay yapacağımız ISON etkinliği için hazırlanırken kullandığım üç başucu kaynağım: Comet (Carls Sagan & Ann Druyan), Comets: Speculation and Discovery (Nigel Caldeer) ve Comets and How to Observe Them (Richard Schmude)

 

ISON’a dair Türkçe kaynaklardan birkaçı aşağıda:

-ISON Kuyrukluyıldızından Parlama Haberi Var-Ethem Derman

-Dayan ISON – Astronomi Diyarı

-ISON’un Güneş’e Yolculuğu – Meteor Yağmuru Olacak mı?-Açık Bilim

-ISON Kuyrukluyıldızı- Bilim Sol

 

ISON ile ilgili gelişmeleri elimden geldiğince ison.gokgunce.org adresinden paylaşmaya çalışacağım. Takipte kalın!

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki