0
yorum

11 Aralık 2013 Çarşamba

İstanbul’da Kar ve Yine Kar Kristalleri Üzerine

Dün geceden beri İstanbul’da çekingen bir şekilde bir yağıp bir kesilen yılın ilk karı üzerine, artık GökGünce’de bir “gelenek” haline gelen yılın “kar kristalleri üzerine” yazılarından biri bu da.. Kar kristallerinin birbirinden güzel ve ilginç fotoğrafları her zaman ilgimi çekmiştir.. Herbirinin o farklı şekillerinin, doğanın çeşitliliğini, fiziğin estetiğini en güzel yansıtan “sihirli” bir havaları var bana göre..

 

tumblr_mwts54Rm9P1rsh498o2_1280

 

Tıpkı geçen gün rastladığım bu muhteşem fotoğraflarda olduğu gibi.. Basit bir kameraya elle eklenmiş elli dolarlık bir lens ile yapılabileceklerin sınırının olmadığını gösterir nitelikte her biri..

 

Geçen yıllardaki “kar kristalleri” yazılara aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz:

 

Karlı bir Günde Kar Kristalleri Üzerine (2012)

Karın ardından (yine) Kar Kristalleri Üzerine(2012)

 

tumblr_mwts54Rm9P1rsh498o3_1280 

tumblr_mwts54Rm9P1rsh498o4_1280

 

tumblr_mwts54Rm9P1rsh498o1_1280 Telif Hakkı: Alexey Kljatov

5
yorum

29 Kasım 2013 Cuma

ISON’un beklenmedik ortaya çıkışı!

Dün akşam hepimiz nefesimizi tutmuş ISON’un Güneş’e en yakın geçişinden sağ kurtulup kurtulamayacağını bekliyorduk ki NASA’nın SDO uydularından gelen haberlerden kuyruklu yıldızın bu yakın geçişten tek parça halinde kurtulamadığını, çok yüksek bir olasılıkla parçalanıp dağıldığını öğrendik.. NASA’nın düzenlediği canlı yayında uzmanların umutsuz ses tonları ve çoğunun erkenden ayrılışı da bütün hepsine tuz biber ekmiş, biz de umudu kesip ISON’dan artık tarihe karışmış bir efsane olarak konuşmaya başlamıştık ki bugun SOHO uydusu tarafından birbirinden ilginç fotoğraflar yayınlandı! Fotoğraflarda parlak bir şekilde görüldüğü gibi ISON’un çekirdek kısmının bir kısmı kurtulmayı başarmıştı! İlk hesaplamalara göre bu parçanın oldukça küçük olduğu düşünülüyor olsa da parlaklığı herkese tekrar umut vermeyi başardı!

 

BaP4ABRCEAA-Suu.jpg large SOHO uydusundan alınan yukarıdaki görüntülerden Güneş’e yakın geçişi sırasında gözlenemeyen ISON’un Güneş’in arkasından çıkarak gittikçe uzaklaşıp parlaklaştığı gözlendi

 

ISON’un muhtemelen başına gelenleri, bütün geçişi izleyen kuyruklu yıldız uzmanı Karl Battams NASA’nın ISON Gözlem Kampanyası internet sayfasındaki son güncellemesinde kısaca şöyle özetliyor:

 

ISON Güneş’e doğru dalışa geçtiğinde, çok büyük olmasalar da ciddi boyutta parçalar kaybederek yavaş yavaş dağılmaya başladı. SOHO LASCO C2 görüntülerinde gördüğümüz gibi ince bir kuyruk şeklinde büyük bir tozun olduğunun kanıtı bulunuyor. Daha sonra, ISON taç küreye daldığında, parçalanmaya ve buharlaşmaya devam etti ve tıpkı 2011’de Lovejoy’da olduğu gibi etrafındaki haleyi ve kuyruğunu kaybetti. Ardından Güneş’in arkasından çıkan şey ise muhtemelen küçük de olsa şimdilik toz ve gaz yaymaya devam eden tek parça bir çekirdek.. Aslında, şu anda kuyruk tekrar büyümeye başlıyor, tıpkı Lovejoy’da da olduğu gibi.. Teorimizde eksik kısımlar olduğu kesin; fakat öyle görünüyor ki en azından ISON’un küçük bir kısmı tek parça olarak kalmaya başardı ve şu anda aktif olarak dışarıya gaz ve toz yayıyor. Eğer gerçekten bir çekirdek varsa, ne kadar büyük olduğunu,  ne kadar yaşayacağını, yaşayacaksa tekrar gökyüzünde görülüp görülemeyeceğini, görülse bile ne kadar parlak olacağını şimdilik bilmiyoruz..

 

Kısacası, şu anda bu konuda çalışan tüm bilim insanlarını ve konuyu takip eden herkesi şaşırtan, akıllarda onlarca soru işareti uyandıran bir astronomi olayı ile karşı karşıyayız ki bilimin de en güzel tarafı bu! Çoğu şey beklentilerinizin dışında bir davranış sergiliyor ve tam sonuca vardığınızı düşündüğünüzde hiç beklemediğiniz şekilde önünüze çözmeniz için birçok soru atıyor.. Bundan sonra, ISON’un Güneş’ten uzaklaşmasıyla parlaklığındaki değişim incelenerek neler olduğu ve olayların bundan sonra nasıl gelişeceği aydınlanacak.. Bunun için de birkaç gün daha geçmesi gerekiyor..

 

Bütün bu olayların gelişme sürecinde ISON’un başına gelenleri çok güzel özetleyen bir karikatürü paylaşmadan edemeyeceğim:

 

oort_cloud -Şu uzaktaki parlak noktayı fark ettin mi? – Evet, nedir ki acaba?

-Bilmem; bir gidip bakacağım

-Vay canına! Oraya sakın gitmeyin!

(Kaynak : xkcd)

 

Konuyla ilgili yayınlanan son haber ve raporlardan birkaçını aşağıda bulabilirsiniz.

 

Comet ISON May Have Survived  - NASA

Schrödinger's Comet – Carl Battams / NASA Comet ISON Observing Campaign

ISON Update for 22:00 UTC Nov. 28 – Bad Astronomy

0
yorum

28 Kasım 2013 Perşembe

Kuyruklu yıldız ISON’un kaderi bugün belirleniyor!

Güneş’e en yakın konumudan geçişi uzun zamandır beklenen kuyruklu yıldız ISON, bugün(28 Kasım 2013) Türkiye saati ile 20:44’de Güneş’i yaklaşık 1.2 milyon km uzaktan sıyırıp geçecek! Güneş’in yarıçapının 700 000 km olduğunu göz önüne alırsak bu geçişin ne kadar “yakın” ve “tehlikli” olduğunu anlayabiliriz. Günlerdir merakla beklenen ise ISON’un bu geçişten sonra hayatta kalıp kalamayacağı… ISON’un kaderi yaklaşık 12 saat içinde belirleniyor olacak!

 

20131127_1518_c3_1024 SOHO uydusu ile alınan en son fotoğraflardan birinde ISON sağ altta parlak bir şekilde Güneş’e doğru yol alırken görülüyor. sürekli güncellenen fotoğraflara uydunun sitesinden erişebilirsiniz.

 

ISON’un yakın geçişinde olacaklar için ortaya atılan üç temel senaryo var. Bunlardan biri kuyruklu yıldızın, Güneş’e yaklaştıkça Güneş’in şiddetli rüzgarları ve gittikçe etkisini arttıran radyasyon basıncı sebebiyle “buharlaşıp” ortadan kaybolması.. ISON’un büyüklüğü, bu olasılığın gerçekleşmesi için öne sürülen fiziksel büyüklüğün üzerinde olduğundan kuyruklu yıldızın bundan etkilenmeyeceği düşünülüyor. Buharlaşıp yok olma, Güneş’i sıyırıp geçen kuyruklu yıldızların büyük bir çoğunluğunun yaşadığı bir durum aslında. Güneş’i sürekli izleyen SOHO uydusu hemen her gün bu kuyruklu yıldızlardan birinin Güneş’e dalış yaptığı görüntüleri yakalıyor (Hatta bu gözlemlere siz de bilgisayarınız ve basit programlarla katkıda bulunabilirsiniz). Aşağıdaki videoda, Güneş’e yakın geçişi sırasında buharlaşıp yok olan bir kuyruklu yıldızın detaylı görüntüleri bulunuyor:

 

 

İkinci olasılık ise, ISON’un Güneş’e yaklaştıkça üzerinde artan gel-git kuvvetlerinin etkisiyle parçalara ayrılarak yok olması. Güneş’in devasa kütlesi sebebiyle, kendisine yaklaştıkça daha fazla hissedilen kütle çekim kuvveti kuyruklu yıldızının Güneş’e yakın kısmını, diğer tarafından çok daha fazla çekecek ve oluşan gerilim ISON’un dağılmasına neden olabilir.. Benzer bir durum 1994’de Jupiter’e çarpan ve canlı yayında tüm Dünya’nın izlediği ünlü kuyruklu yıldız Shoemaker-Levy 9’da görülmüştü.. Kuyruklu yıldız, Jupiter’e yaklaştıkça devasa kütle çekim kuvveti sebebiyle onlarca parçaya ayrılmıştı. Böyle bir senaryo da ISON’u bekleyenler arasında…

 

hst2

 Shoemaker-Levy 9’un Jupiter’e yaklaşırken gel-git kuvvetleri nedeniyle parçalara ayrılması Hubble Uzay Teleskobu tarafından görüntülenmişti

 

Son olasılık ise, hepimizin umutla beklediği gibi, ISON’un bu yakın geçişten hafif sıyrıklarla sağ çıkması.. Böyle bir durumda ISON 1 Aralık’tan itibaren sabah gökyüzünde yine parlak bir şekilde görülmeye başlayacak ve ardından 26 Aralık’ta Dünya’ya en yakın geçişine kadar hem sabaha karşı hem de Güneş battıktan hemen sonra muhtemelen çıplak gözle dahi görülebilecek. Bu son senaryo hiç örneği olmayan bir durum değil aslında.. 2011 yılında benzer bir şekilde, hatta ISON’dan çok daha yakın, geçiş yapan Lovejoy kuyruklu yıldızı sağ kalabilmişti. Güneş’e dalış anı ve arkadan geri çıkış görüntüleri aşağıdaki videoda:

 

 

Yukarıda bahsettiğim senaryolardan hangisinin gerçekleşeceği bu akşam belli olacak. Güneş’e en yakın konumu esnasında NASA, birçok bilim insanı ve bilim habercisinin katılacağı bir web konferansı düzenliyor olacak. Türkiye saati ile 20:00-22:30 arasında yapılacak konferansta uydulardan alınan gerçek zamanlı veriler uzmanlar tarafından değerlendirilerek hep beraber bu heyecanlı olay gözlenecek. Bu akşam bilgisayarımızın başından bu tarihi olaya tanıklık etme fırsatımız olacak.

 

NASA_Hangout 

NASA’nın bu akşamki yayınına NASA Hangout: Comet ISON Live sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Kuyruklu yıldıza dair son gelişmeleri aşağıdaki sayfalardan takip edebilirsiniz:

 

ISON Watch: A Post-Perihelion Viewing Guide – Universe Today

NASA Comet ISON Observing Campaign Blog

SpaceWeather Comet ISON Update

ISON Türkçe Kaynakları - GökGünce

0
yorum

26 Kasım 2013 Salı

Kürkler Ülkesi’nde bir Gökbilimci

Yakın bir zamanda coğrafi 70° enlemin yukarılarına çıkacağım bir yolculuk dolayısıyla en iyi bilgi alabileceğim kaynağa, Jules Verne’in Kuzey Kutbu keşif romanlarına yöneldim. Çocukken coğrafi atlaslarda üzerinde seyrek yerleşim yerlerinin ismi ve üzerleri buzlarla kaplı olduğundan bembeyaz renkleriyle kutup bölgeleri benim için bambaşka bir dünyanın parçasıydılar. Elimdeki ansiklopedilerden elde edebildiğim ve şehir kütüphanesinden yararlanabildiğim kadarıyla bu ıssız diyarlar hakkında birçok şey öğrenmiş, öğrendikçe de oralara adım atmanın nasıl bir his olacağını düşlemeye başlamıştım..

 

kurkler-ulkesi-birinci-cilt_avatar_orjO zamanlar kurmaya başladığım ve geçen yıllara rağmen etkisini hiç kaybetmeyen bu düşlerimi gerçekleştirme imkanı yakaladım sonunda.. Aralık ayının sonunda Finlandiya’nın kuzey bölgesinde gerçekleştirilen astronomi eğitimi temalı bir “kış" okuluna” katılıyor olacağım.. Coğrafi Kutup Dairesini geçecek olmanın ötesinde kış okulunun teması olan “Kuzey Işıklarını” birinci elden gözleyebilecek olmak ise ayrı bir heyecan kaynağı benim için! Yakın zamanlarda özellikle kutup keşifleri ve kaşifleri hakkında okuduklarım, izlediklerim bu bölgelere gittikçe daha da aşina olmamı sağladı.. Bu kaynakların en başında elbette Jules Verne’ün keşif romanları geliyor.. Geçen aylarda GökGünce’de de paylaştığım, “Kaptan Hatteras’ın Maceraları”, kuzey kutbu keşif yolunda bir grup denizcinin yaşadıkları mücadeleyi ve macerayı müthiş bir dille anlatıyordu.. Özellikle romanın sonundaki zafer anı ve sonrasındaki Jules Verne’ün bitiriş cümlesi, kitabı “en iyiler” listemin en başına ekledi.. Kitabı bitirir bitirmez elime J. Verne’in bir diğer kutup bölgeleri keşif romanı “Kürkler Ülkesi”ni aldım ve daha birkaç bölüm ilermeden karşılaştığım süpriz bu yazıyı yazmama vesile oldu..

 

Kürkler Ülkesi, 1859 yılında Kuzey Amerika’da geçen ve Hudson Koyu Kumpanyası adındaki bir “kürk avcısı” topluluğunun Amerika’nın en kuzey bölgelerine bir kale inşa etmek ve bu bölgeleri kontrol altına almak için yapacakları keşif yolculuğunu konu alıyor. Her J. Verne kitabında olduğu gibi bu yolculuğa da diğer tüm karakterlerin arasında en belirgin role sahip bir bilim insanı eşlik ediyor. Yolculuk öncesi ekip olarak yapılan şölenin ortasına bir ulak tarafından çekilen kızağın içinde donmuş bir şekilde varan bu bilim insanı Thomas Blake, keşif yolculuğuna katılma nedenini şu cümleyle özetliyor: “Ay’ı görmeye”.. Bu biliminsanı, Greenwich Gözlemevinin deneyimli bir gökbilimcisi ve yapılacak keşif yolculuğuna 18 Temmuz 1960’ta gerçekleşecek Tam Güneş Tutulmasını gözlemek için katılacağını belirtiyor..

 

3

 

Bu deneyimli gökbilimcinin bir Güneş Tutulması için Amerika’nın en kuzeyine, zamanın şartlarıyla epey tehlikeli bu yolculuğa çıkmak için iyi bir nedeni var. J. Blake aslında, Tam Güneş Tutulması sırasında Ay’ın etrafında gözlenen “parlak halenin” sırrını keşfetmek adına tüm Dünya’nın dört bir yanında yapılacak gözlemlerin bir parçası… Günümüzdeki bilgilerimize göre Güneş’in en dış katmanı olan korona(taç küre) ile ilişkili olan bu parlamanın, kitabın yazıldığı zamanlarda Ay’ın sahip olduğu düşünülen atmosferiyle ilgili olduğu tahmin ediliyordu ve bu konuda tam bir görüş birliği yoktu. J. Blake, Güneş’in ufukta çok yükselmediği Kutup bölgelerinde Tam Güneş Tutulması sırasında ufkun biraz üstünde görülecek tutulmayı gözleyerek bu bilimsel problemi çözmek istiyor.. Kitabın başında J. Verne’in gökbilimciyi tanıttığı paragrafı paylaşmak aslında asıl istediğim:

 

Thomas Blake gerçekten bir gökbilimciydi. Mösyö Airy tarafından başarıyla yönetilen Greenwich Gözlemevi’ne bağlıydı. Teorisyen olmaktan çok, keskin görüşlü, derin bir zekaya sahip olan Blake, yirmi yıldır bu işlerle uğraşıyordu, gökyüzü bilimine büyük hizmetlerde bulunmuştu. Özel yaşamında mutlak bir hiçti, gökbilim sorunları dışında sanki yaşamıyordu. Varlığını yeryüzünde değil de gökyüzünde sürdürüyordu. Onun yolunda giden bir adamcağızı, La Fontaine bir kuyunun içine düşürmüştü. Yıldızlar konusu dışında, Thomas Blake’le konuşma yapmak mümkün değildi. Sanki teleskopla yaşıyordu. Gözlemcilik alanında dünyada bir başka rakibi yoktu. Rakipsiz bir gözlemciydi! Yorulmak bilmez, sabır gösterirdi. Kozmik bir olayı aylarca gözlerdi…

 

Sadece kutup bölgeleri değil, astronomi ve astronomi tarihine dair de birçok şey öğreneceğim kitabın içine dalmak, Thomas Blake’in orjinal karakteri ve gözlem macerasının detaylarını öğrenmek için sabırsızlanıyorum.. Kitabı bitirdikten sonra belki de 1860 Tutulması’na dair kitaptaki ve gerçek bilgiler ışığında bir yazı daha yazarım..

 

Kürkler Ülkesi, İthaki Yayınları’nın “Jules Verne Kitaplığı” serisinden iki cilt olarak yayınlanıyor.

0
yorum

23 Kasım 2013 Cumartesi

Astronomi için yeni bir pencere: Nötrinolar

Antartika’da, buzların yaklaşık 2500 metre derininde 86 dedektör, astrofizikte gözlemesi en güç parçacığı yakalamak için yıllardır uzun bir bekleyiş içinde.. Genellikle nüklüer reaksiyonlar sonucunda açığa çıkan ve doğada bilinen temel kuvvetlerle neredeyse yok denecek kadar nadir etkileşen bu ilginç parçacıkların ismi “nötrino”! 12 farklı ülkeden 276 biliminsanın yer aldığı IceCube deneyi, geçtiğimiz günlerde, sonunda bu parçacıkların izine rastladıklarını duyurdu. Tespit edilen yüksek enerjili nötrinolar, gökcisimleri hakkında bilgi edinebilmek için astronomide en çok kullanılan elektromanyetik dalgaların(ışığın) dışında bir kaynak olma yolunda ilk gelişmeyi temsil ediyorlar. Hatta, bu konuda çalışan bir biliminsanı bu olayı “İddiaya girerim ki 20 yıl sonra dönüp baktığımızda, ‘evet bu olay nötrino astronomisinin başlangıcıydı diyeceğiz’ ” diye ifade ediyor!

 

IMG_4263_thumbnailAntartika’da Amundsen-Scott Güney Kutbu İstasyonunda IceCube labaratuarı. Buzların derinliklerindeki dedktörlerden gelen ham veriler burada toplanıyor ve ilk analizler yapılarak deney grubu üyelerine gönderiliyor. (Telif Hakkı: Felipe Pedreros, IceCube/NSF)

 

Bir ışık yılı uzunluğunda kurşun levhanın içinden geçtiğinde tek bir atomla bile etkileşmeyecek kadar “zayıf etkileşimli” bu parçacıklar, ayrıca atmosferde kozmik ışınların oluşturdukları parçacık yağmurlarında ve evrendeki yıldızların son aşamasındaki süpernova patlamalarında da fazlasıyla üretiliyorlar. Madde ile nadir etkileştiklerinden nötrinoları gözlemenin bu kadar güç olması, bu parçacıkların sayıca az olduklarını düşündürmesin! Güneş’teki nükleer reaksiyonlar sonucu oluşan nötrinoların tirilyonlarcası(evet doğru okudunuz!) her saniye vücudunuzden geçip gitmekte.

 

Antarktika’daki deneyde, bu nadir etkileşen parçacıkları yakalamak için bir kilometre küplük buz kütlesi içine yerleştirilmiş çok sayıda dedektör kullanılarak uzun süreler bekleniyor. İşte bu süreçte, IceCube ekibi 2010 Mayıs’ı ve 2012 Mayıs’ı arasında 30 trilyon elektronvolt (30TeV) enerjinin üzerinde 28 nötrino olayı gözlediğini ve bunların büyük bir kısmının Güneş Sistemi’nin çok ötelerinden geldiğini göstermiş oldu.

 

Print IceCube deneyinde gözlenen nötrinolar “muon-nötrino” olarak sınıflandırılıyor. Parçacık fiziğindeki onlarca parçacığı çeşitli özelliklerini göz önüne alarak peluş oyuncaklar olarak dağıtan bir prode Particle Zoo’dan bir görüntü yukarıda bulunuyor. Nötrinoların nadir etkileşimleri tasarıma da fazlasıyla yansımış! (Telif Hakkı: Particle Zoo)

 

Güneş Sistemi dışından nötrinoların gelişi aslında bir ilk değil… 1987’de uydu galaksimiz Macellan Bulutu’nda gerçekleşen bir süpernova patlamasından(1987A) yola çıkan nötrinolar Dünya’dan gözlenebilmişti. Fakat bu habere konu olan parçacıklar, 1987’dekilerden hem çok daha yüksek enerjili, hem de evrenin çok daha uzak noktalarından geliyorlar.

 

ernie_black_logo_thumbnailIceCube deneyinde gözlenen en yüksek enerjili nötrino sinyalini gösteren grafik. Yukarıdaki gibi çok yüksek enerjili nötrinolar dedektörde birçok “ikincil” parçacık yağmurları oluşturuyor. Daha düşük enerjili atmosfer kaynaklı nötrinolar ise sadece muon adlı parçacıktan oluşan bir iz oluşturuyorlar. IceCube’teki fizikçiler yukarıdaki nötrinoyu “Ernie” olarak isimlendirdiler. (Telif Hakkı: IceCube Collaboration)

 

Bu deneylerde, şu anda birkaç gözlem ile istatistiksel yöntemler kullanılarak müthiş işler yapılıyor aslında fakat bu nötrinoların tek tek hangi kaynaklardan geldiğini bulmak günümüz dedektör boyutları ve teknolojileriyle epey uzak görünüyor. Bu problemleri aşmak adına, IceCube ekibi, Antartika’daki projeyi büyütmek için 270 milyon dolarlık bir genişletme projesi önermeye hazırlanıyor. Aynı zamanda Avrupa ülkeleri de yakın zamanda benzer bir dedektörü Akdeniz’in altına yerleştirmeyi planlıyorlar.

 

Bütün bu çalışmalara rağmen, bir yıldızın ya da herhangi bir gökcisminin “nötrino teleskopları” ile detaylı görüntüsünü alıp göz kırptığını görmek için epey zaman olsa da, benim de araştırma alanım olan parçacık astrofiziğinde böylesi bir gelişmeye tanıklık ediyor olmak oldukça heyecan verici! İleride bu konuda bir sunum ya da ders veriyor olursak bu günleri anacağımız kesin!

 

Araştırmanın makalesi Science’ın 22 Kasım 2013 sayısında yayınlandı. Keşfe dair birkaç yazının bağlantısı ise aşağıda:

 

IceCube pushes neutrinos to the forefront of astronomy – IceCube Collobration

IceCube finds cosmic neutrinos at the South Pole – Physics World

Paylaş!

 

Copyright © 2010 Gök Günce | Blogger Templates by Splashy Templates | Free PSD Design by Amuki